Çekim gücünün uydular üzerindeki önemi

Uyduların hikayesi, çekim gücünün hikayesidir. Çekim gücü onları yörüngede tutar, içlerini ısıtır ve yüzeylerini şekillendirir. Çekim gücü, göktaşlarını, kuyruklu yıldızları hatta tüm gezegenleri çalarak yeni uydular dahi oluşturabilir. Standart yol, gezegenlerin oluşumundan arda kalan kalıntılardır ancak çekim gücü uyduları farklı bir şekilde daha oluşturabilir. Onları hapseder. Bir şekilde rotasından çıkmış göktaşı yada kuyruklu yıldız eğer bir gezegene çok yaklaşırsa, çekim gücü tıpkı bilim kurgu filminde olduğu gibi çekici ışın gibi çalışır ve onu yakalar. Yeterince çekim gücü yoksa, kaçıp kurtulur. Çok fazla çekim gücünde ise gezegen ile çarpışır. Sadece yeterince kuvvet uygulanırsa, kuyruklu yıldız veya göktaşı gezegenin etrafında yörüngeye girer ve bir uyduya dönüşür.

Mars’ın iki küçük uydusu olan Phobos ve Deimos yakalanmış göktaşlarıdırlar. Bir tanesi Mars’ın etrafında tur atar gibi sürekli yörüngesini dışa doğru zorluyor. Muhtemelen yakında özgür kalacak ve uzaydaki yolculuğuna devam edecek. Diğeri ise her dönüşünde bir parça daha Mars’a yaklaşıyor ve sonunda Mars’ın yüzeyine çarpacak.

cekim-gucunun-uydular-uzerindeki-onemi-ilgincbirbilgi-1

Cruithne, gerçekte 5 km çapında bir göktaşıdır ve 1986’da keşfedilmiştir. Bazen Dünya’nın ikinci uydusu olarak da tanımlanır. Sadece bir kaç bin yıl önce Cruithne sıradan bir göktaşıydı. Güneş’in yörüngesinde diğer milyonlarcası ile birlikte dönüyordu. Sonunda yalpaladı ve Asteroid Kuşağı’ndan çıktı. Dünya’nın çekim gücünden de etkilendi fakat Cruithne alışılmadık bir şey yaptı. Dünya’nın etrafında, yörüngede yüzmek yerine Dünya’yı takip etmeye başladı. Onu Dünya’nın bir tür uydusu olarak da tabir etmek mümkün ancak tam bir uydu değildir çünkü bu nesnenin bağımsız bir yörüngesi vardır. Dünya’nın değil Güneş’in etrafında döner.

BAZEN GÖKTAŞLARI KENDİ UYDULARINI YAKALARLAR

1993 yılında, Galileo uzay aracı Ida göktaşının yanından geçerken kimsenin beklemediği bir şey buldu. Küçük, yarım mil çapında bir uydu. Gerçekte ilk kez bir uzay aracı tarafından incelenmekte olan daha ikinci göktaşının etrafında bir uydu bulunmasının anlamı ise göktaşlarının etraflarında uydularının bulunmasının çok yaygın olduğudur. Bütün çalıntı uydular küçük değildir. Çalıntı uyduların en büyüğü Triton’dur. Neptün gezegeninin yörüngesindedir ve de büyüktür. Yaklaşık 30.000 km çapındadır.

Triton alışılmadık hikayesi olan bir uydudur. Bilim insanları için bulmaca gibidir çünkü tüm uydular gezegenleri ile aynı yönde dönmeye meyillidirler. Neptün’ün etrafındaki Triton’un durumu ise tam tersidir. Neptün’ün döndüğü yönün tam aksine dönen bir yörüngededir. Bu da onun, çoğu uydu gibi gezegenin etrafında kalan artıklardan oluşmadığı anlamına gelir. Aksi taktirde aynı yönde dönerdi.

cekim-gucunun-uydular-uzerindeki-onemi-ilgincbirbilgi-2

Triton büyüktür, yörüngesi de tuhaftır ve anormaldir. Neptün’ün sistemi ile birlikte oluşmuş gibi görünmez. Daha çok çalınmış bir gezegen gibi görünür. Bilim insanları artık Triton’un Pluto gibi cüce bir gezegen olduğunu düşünüyorlar. Neptün’ün boyutunda dev bir gezegen de kesinlikle Triton büyüklüğünde bir uyduyu çalmak için yeterli çekim gücüne sahiptir. Triton kesinlikle bir başka Güneş Sistemi’nde oluşmuş ve daha sonra da belli bir noktada Neptün tarafından yakalanmıştır. Belki de Triton’un kendi uydusu da vardı. Her ikisi de yakalandı ve bu yakalanma işlemi sırasında imha oldu. Ancak Neptün onu devamlı olarak yakınına doğru çekiyor. Sonunda çok yakınına geldiğinde, Neptün’ün muazzam çekim gücü onu parçalarına ayıracak ve Triton, gezegenin çevresinde bir halka sistemi olarak yeniden doğacaktır.

3. BÖLÜMÜN SONU

 

5 Bölümden oluşan, Uydular hakkındaki makalemizin diğer bölümlerine aşağıdaki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz.

1.BÖLÜM : Uydular ile ilgili ilginç bilgiler

2.BÖLÜM : Jüpiter ve Satürn’ün uyduları

3.BÖLÜM : Çekim gücünün uydular üzerideki önemi

4.BÖLÜM : Dünyamızın uydusu Ay nasıl oluştu ?

5.BÖLÜM : Uydularda yaşam olabilir mi ?