Süpernova’nın ardında bıraktıkları

Bir süpernova patlamasından bir şeylerin hayatta kalabilmesi inanılmaz gibi görünebilir ancak şimdi biliyoruz ki evrende bazı büyük patlamalar arkalarında bir kalıntı bırakmaktadırlar. Bunlar da bugüne kadar keşfedilmiş en garip ve en ölümcül nesnelerdir. Dev bir yıldız süpernovaya dönüşürken infilak ettiğinde bu her zaman bir son değildir.

Süpernova bazen geride bir kalıntı bırakır. Kalıntının yapısı yıldızın boyutlarına bağlıdır. Güneş’ten 8 kat daha büyük yıldız süpernovaları, geride nötron yıldızı bırakırlar. Bu da evrendeki en garip nesnelerden biridir. Bunları yıldızlar dünyasının zombileri gibi düşünebilirsiniz. Çok tehlikeli ve gariptirler. Yıldızlar da her zaman onlardan üretirler. Her yanımızda bulunmaktadırlar. Dev bir yıldız süpernovaya dönüştüğünde çekirdeği bir gezegen büyüklüğünden bir şehir büyüklüğüne küçülür. Çekirdekteki basınç o kadar yoğundur ki atomlar bile birbirlerinin içine girerler. Atomlar sıkıca ezildiklerinde ve aralarında boşluk kalmadığında biriken devasa enerjinin bir şekilde boşalması gerekir. Çekirdek, yıldızın dış katmanlarını patlatır. Geride kalan ise süper yoğun bir nötron yıldızıdır. Nötron yıldızı, dev bir yıldızın kütlesine sahiptir ancak çok küçük bir hacimde toplanmıştır. Bu da yoğunluğun inanılmaz yüksek olduğu anlamına gelir. Nötron yıldızının yoğunluğunu anlamak için Empire State binasının bir kum tanesi büyüklüğüne kadar sıkıştırıldığını düşünün. Eğer bu kadar yoğun bir şeyiniz olsa ve onu elinizden bıraksanız, Dünya’yı tereyağına batırılan sıcak bir bıçak gibi deler geçer.

Bir çay kaşığı nötron yıldızı 100 milyon ton ağırlığındadır. Bazıları bir saniyede 1.000 kez dönecek şekilde doğmuşlardır. Kütlesi Güneş’in bir buçuk katı olan bir nesnenin bir saniyede 1.000 defa döndüğünü hayal edin. Bazı nötron yıldızları o kadar hızlı dönerler ki çok büyük enerji nabızları oluştururlar. Radyasyon fışkırmaları yıldızın kuzey ve güney kutuplarından uzaya püskürür. Bu nötron yıldızınaPulsar” adı verilir. Ancak, pulsar bir süpernovanın ardında bırakabileceği en garip şey değil.

Süpernova’nın ardında bıraktıkları 1

Güneş’ten 30 kat daha büyük bir yıldız patladığında ardındaMagnetar” dediğimiz bir çeşit nötron yıldızı bırakır. Magnetarlar pulsarlardan daha da tuhaftırlar ve de inanılmaz derecede güçlü manyetik alanlar üretirler. En aşırı örneklerde bir magnetar, Dünya’nın manyetik alanının 100 trilyon katı kadar güçlü manyetik alan meydana getirir. Bu öylesine güçlüdür ki kanınızdaki demiri bile binlerce mil öteden çekebilir. Ancak ne pulsarlar, ne de magnetarlar bir süpernovanın ardında bırakabileceği en tehlikeli kalıntılar değildir.

Güneş’ten yüzlerce kez büyük bir yıldız patladığında ve dev bir süpernova patlaması oluştuğunda bilim insanları bunaHipernova” adını vermektedirler. Üçüncü dünya savaşını da neredeyse başlatacak olan bir hipernovaydı. 1963 yılında Amerika ve Sovyetler Birliği nükleer silah testlerini durdurmak için anlaştılar. Amerika, Rusları izlemek için casus uyduları fırlattı. Uzayın derinliklerinden gelen garip sesi duyduklarında en kötüsünden şüphelendiler. Amerikan hükümeti nükleer patlamaları araştırmak için Vela uydusunu fırlattı sonra da uzaya bakarken bu devasa patlamaların gerçekleştiğini gördüler. Askeri yetkililer, Ruslar’ın uzayda gizli atomik silahlar test ettiğini düşündüler. Ancak bunlar gizli atom bombası denemelerinin sesi değildi ve Ruslar’ın da bunlarla bir ilgisi yoktu. Radyasyonun nereden geldiğini araştırmaya başladılar. Radyasyon, galaksinin diğer ucundan geliyordu. Ruslar’ın galaksinin ötesine ateş edebilmesinin bir yolu yoktu. Daha sonra anladılar ki, duydukları sesler ve gelen radyasyon, ”Gama Işını Patlamaları” dediğimiz yüksek enerjili radyasyonların süper güçlü patlamalarıydı ve bunlar hipernova patlamalarından geliyorlardı.

Süpernova’nın ardında bıraktıkları 2

Normal bir süpernova patlamasında çekim gücü, çekirdeği bir nötron yıldızına sıkıştırır. Ancak bir hipernova patlamasında, dev yıldız o kadar büyüktür ki çekim gücü çok daha garip bir şeye sıkıştırır, bir karadeliğe. Karadelik ise yıldızdan arta kalanları hemen içine çekmeye başlar. Yıldızdan geriye kalanların tümü bu merkezdeki küçük delikten geçmeyebilir.

Yıldız dönmeye başlar ve bir disk oluşturur. Karadeliği de her saniyede, milyon tane yeryüzü kütlesi ile beslemeye başlar. Saniyede bir milyon dünya kadar kütle karadeliğin bir anda sindirmesi için çok fazladır. Dolayısıyla çoğunu, neredeyse ışık hızına yakın bir hızla tekrar dışarı tükürür. Bu olay esnasında, karadelikten dışarıya doğru iki adet saf enerji ışını oluşur ve ışının yıldızı boydan boya geçmesi yaklaşık sekiz saniye sürer. Oluşan saf enerji ışınları ise gama ışını püskürmeleridir. Karadelik tarafından üretilen gama ışını, yıldızın dış katmanlarını yırtarak uzaya püskürür. Gama ışını püskürmeleri evrende bildiğimiz en şiddetli olaydır. Dev bir yıldız kendini patlatır ve bir karadeliğe dönüşür. Gama ışımaları o kadar enerji yüklüdür ki tüm evreni aydınlatırlar.

Diğer bir anlatımla; normal bir süpernova patlaması, Güneş’in 10 milyar yıllık ömrü boyunca yayacağı enerjinin toplamına eşittir. Bir gama ışını püskürmesinin parlaklığı ise bir süpernovanın 100 milyon katı kadardır. Sadece parlak değil aynı zamanda ölümcüldürler. Eğer bir gama ışını Dünya’ya isabet etse atmosferin büyük bir kısmını saniyeler içinde yok edecektir. Bir gama ışınımı bir tüfek atışı gibidir. Eğer menzil içindeyseniz ve püskürme yeterince yakın ise önce radyasyon çarpacaktır. Dünya’nın tüm yüzeyini nitrik oksit ile yıkayarak ozon tabakasını yok edecektir. Radyasyon bulutu bitkileri vuracak, su yosunlarını yok edecek ve tüm gıda zincirini çökertecektir ve kitlesel yok oluşlara neden olacaktır.

Süpernova’nın ardında bıraktıkları 3

Gama ışını patlamaları düşündüğümüzden daha yaygındırlar. Bu yüzdendir ki bunlardan bazıları geçmişte Dünya’ya isabet etmiş olabilir. Aslında Dünya’da kitlesel ölümlere neden olan bir gama ışını patlaması teorisini destekleyen kanıtlar var. Milyonlarca yıl önce ”Trilobit” dediğimiz canlılar okyanuslarda yaşıyordu. Uzun zaman önce evrenin hakimi olan trilobitler okyanuslara hükmediyorlardı ve baskın bir yaşam türüydüler ve sonra bir gün 250 milyon yıl önce hepsi öldüler. Aslında dünya üzerindeki yaşam formlarının %90’ı hiç bir iz bırakmadan aniden ortadan kayboldu. Bilim insanları artık bu kitlesel yok oluşun nedeninin bir gama ışını patlaması olduğunu düşünüyor. Eğer daha önce olduysa, Dünya başka bir gama ışını patlaması tehdidi altında olabilir mi?

2. BÖLÜMÜN SONU

 

3 Bölümden oluşan, Süpernovalar hakkındaki makalemizin diğer bölümlerine aşağıdaki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz.

1.BÖLÜM : Süpernova, bir yıldızın en vahşi ölümü

2.BÖLÜM : Süpernova’nın ardında bıraktıkları

3.BÖLÜM : Süpernova’dan doğan gizemli parçacık Nötrino