25. karenin gizemi ve bilinçaltına yönelik gizli mesajlar

Neden genellikle hep aynı kanallar izlinir ? Neden pek çok kişi izlerken rahatsız olduğu halde bütün dizileri kaçırmadan izler ? Ekran karşısındaki tüm bu kısır döngülerin nedeni acaba ekran başında uyuşturuluyor olmamızdan kaynaklanabilir mi ? Ekranlarda bizi zehirleyen bir teknik kullanılıyor olabilir mi ?

BİLİNÇALTINA YÖNELİK GİZLİ MESAJLAR

Bilinçaltını etkilemeyi hedefleyen mesajlarasubliminal” adı verilir. Genel olarak bunu “bilinçaltına yönelik gizli mesajlar” olarak ifade edebiliriz. Kişinin bilinçaltına “subliminal” mesaj göndermenin birçok yolu bulunmaktadır. Bunlardan en çok kullanılanları ise şunlardır :

1- Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yollar.

2- Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla bilinçaltına itilen 25. kareler.

3- Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.

Bilinçaltına yönelik gizli mesajlar, bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (bilinçli) algılananlar değil ; bilinçaltı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşurlar.

Yukarıda saydığımız teknikler arasında en sık kullanılanı dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesajlar için biçilmiş kaftandır. Peki, bilinçaltına yönelik bu sistem nasıl işliyor ?

Bilindiği gibi insan kulağı sadece belirli frekans aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz frekans aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Dikkat ediniz : duyabilecek değil, algılayabilecek.

Yani, kulağımız ancak belirli bir frekans aralığındaki sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılar, hisseder.

Bilinçaltı ve bilinçaltının özelliklerini anlattığımız zaman, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız. Ancak şimdi öncelikli olarak bu subliminal mesajların neler olduğunu ve nasıl işlendiğini sizlere göstermemiz gerekiyor.

8-12 hertz dalga boyundaki subliminal mesaj içeren bir MP3’ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli mesajı beyniniz dinler. Bu esnada kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında bilinçaltı mesajları içeren MP3 dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan yazılımlar dahi vardır.

Alfa dalga boyuna gizlenen seslerle farkında olmadan zehirlenebiliriz. Büyük marketlerde dinlediğimiz müziklerin arkasına daha çok almamız gerektiği, ancak harcarsak mutlu olacağımız telkini yerleştirildiğini biliyor muydunuz ? Ya da radyolarda dinlenilen müziklerin MP3 yoluyla zararlı mesajlarla birlikte dinletildiğini ?

Örneğin Irak’ta bu yöntem işgalden önce kullanılmıştır. “Direnmen faydasız” mesajı radyoda Kuran-ı Kerim yayının altına gizlenerek verilmiştir. Ve ne kadar keskin sonuçlar alındığını şimdilerde hepimiz üzüntüyle görmekteyiz.

Reklâm panolarının, logoların ve benzeri resimlerin içine gizlenen resim, simge, şekil, kelime, rakamlarla yapılanları da vardır (ABD dolarında olduğu gibi). Hatta koku yolu ile bile subliminal mesaj verildiği kayıtlara geçmiştir. Bu gizli ve büyük tehlike psikanalistlerin, psikologların, insan yaradılışından çok iyi anlayan uzmanlar tarafından bulunmuştur. “İnsanları nasıl daha derinden etki altına alabiliriz ?” sorusunun cevabı olarak ortaya çıkmıştır. Gözlemler ve deneyler sonucunda şuuraltına verilen uyarıların daha etkili olduğu doğrulanmıştır. Reklâmcılık Uzmanı James Vicary adındaki Amerikalı, ilk kullanan kişi olarak kayıtlara geçmiştir.

Subliminal mesajlar ilk olarak sinema salonlarında içecek satışlarını arttırması için kullanılmıştır. İlk kullanımı aslında deney niteliğindedir. Sinemada gözlerin seçmeyeceği bu 25. kareye buz gibi kola iç yazısı veya resmi yerleştirilmiştir. Film arası verildiğinde bilin bakalım ne olmuştur. Tabiî ki kola satışları patlamıştır. Elbette başlangıçta ticari amaçlar için kullanılması hedeflenmiştir. Ama zamanla işler değişmiştir. Keşke kolayı daha fazla satmak kadar masum girişimler olarak kalsaydı. Tabiî ki öyle olmadı. Bunları sıralamamız mümkündür.

ÜRÜN REKLAMI YAPMAK

Psikolojik yönlendirmeler yapmak (sapkınlaştıran fikirler, ahlaksız saplantılar kazandırmak), inanç propagandaları veya siyasi görüş baskısı yapmak (karalama kampanyaları ile bazı dinleri ! olumsuz, sevimsiz veya cani göstermek, terörle benzeştirmek), uluslar arası ilişkilere istenildiği gibi yön vermek (örneğin neden bazı ülkelerin dünyada patron veya en büyük güç olduğunu düşünürüz ?), yanıltıcı bilgilendirmeler yapmak (korku paranoyaları aşılamak gibi. Düşünürsek televizyonda çocuklarımıza güçsüz, işe yaramaz, etkisiz insanlar oldukları mesajı veriliyorsa sonucu ne fena olacaktır) gibi.

SAVAŞ TEKNİĞİ OLARAK KULLANMAK

Sıralama daha uzayabilir. Sonuçları çok ağır olacak bir tehlike olduğu kesin olarak söyleyebiliriz. Vaktiyle en masum çizgi filmlerin içine cinsel içerikli o kadar gizli mesajlar yüklemişler ki, onları izleyen nesillerin ne bir dava heyecanı ne de vatan millet aşkı taşımaları mümkündür. Zaten parklarda sokaklarda henüz ergen olmamış sevgililerin dolaştığına hayretimiz azalarak şahit olmuyor muyuz ? Çocuk denecek yaşta derslerini asarak âşık, maşuk provası yapan gençleri başka nasıl izah edebiliriz kendimize. Zaten günümüzde bu gizli mesajlar direk olarak da veriliyor.  Açık seçik çeşitli kanallarda aşk cinsellik çekinilmeden işleniyor. Ve evlatlarımız bunları izlemek konusunda sınırlandırılmıyorlar. Herkesin kulağında her model MP3 müzik aletleri var. Bakalım benliğimizi değerlerimizi asaletimizi eski haline döndürebilecek miyiz ?

25-karenin-gizemi-ve-bilincaltina-yonelik-gizli-mesajlar-ilgincbirbilgi-1

Hala da çocuklarımızın izlediği çizgi filmlerde gizlenmiş tek göz sembolleri, Yahudiliğin simgelerinden üçgen prizma, şeytana tapma ayinlerinde kullanılan ritüeller, satanizm simgeleri gibi gerçekliği kanıtlanmış tespitler vardır. Bunlara internetten ulaşmak mümkündür. Detaylı videolarla gerçekleri belirten pek çok çalışmalar var.

1900’lü yıllarda kullanmaya başlandığını bildiğimiz bu sistem, yine 1900’lü yılların başlarında bir illüzyonist aynı zamanda psikoloji profesörü olan bir bilim adamı tarafından keşfedilmiştir, insanların gözlerindeki bu yanılgıyı ilk o fark etmiştir. Şimdilerde çığırından çıkan subliminal mesaj fikri böylece ortaya çıkmış ve geliştirilerek 25. kare faciası ve diğerleri kullanılmaya başlanmıştır.

“Bu korkunç ve sinsi tehlike kabul edilen bir gerçek mi yoksa varsayım mı ?” diye sorabilirsiniz. Varsayım denilmesi mümkün değil. Çünkü yasalarda bile bu konu ile ilgili düzenlenmiş maddeler bulunmaktadır. Merak edenler için 3984 sayılı yasanın 20. maddesinde tüketicinin haklarının korunması bakımından şuur altı reklâmların yasak olduğu belirtilmektedir. Ülkemiz hariç dünyada büyük bir teyakkuz vardır bu konuda. Bilhassa Rusya bu konuda alarmdadır. 1964 de İngiltere’de, 1974 de ABD’de ve daha 55 ülkede insanlarını bu saldırılardan korumak üzere düzenleme ve yaptırımlar uygulamaya başlanmıştır. Mesela bilgilere göre Rusya’ da her 5 programdan birinde kullanılıyormuş. Rusya Basın Bakanlığı bu tekniği kullanan yayın organlarının lisanslarını iptal ediyor. Hatta yaygın bir şekilde bu uygulamayı tespit eden detektörler kullanıyorlar. Zannederiz ki artık bütün ülkelerde kullanılıyor. Özellikle İngiltere ABD gibi ülkelerde.

NEDEN BU KADAR DOLAYLI BİR YÖNTEMLE MESAJ VERMEYİ TERCİH EDİYORLAR ?

Uzmanlara göre böylesi daha etkili. Göremediğimiz ve bilincimiz açıkken algılayamadığımız bir şeyi reddetme şansımız hiç yok. Bu hakka sahip değiliz. Çünkü haberdar değiliz. Bu yüzden bu yöntemle uyuşturuluyoruz.

25. karedeki gizli mesajlar bizi etkiliyor. Diğer 24 karede anlatılanlar zaten bizim için çok olumsuz. Bu durumda bütün kareler bizi şaşırtmak, benliğimizi zedelemek, inançlarımızdan uzaklaştırmak, doğrularımızı yanıltmak, bizi kapital uçurumlara sürüklemek için akşamdan sabaha sabahtan akşama yayın yapıyor. Gerçekten işimiz çok zor. Üstelik kime sorsak dizileri, programları veryansın eleştiriyor ve zararlarından söz ediyor. Ama nasıl oluyor bilinmez herkes izlemeye devam ediyor. İzlemiyoruz diyen kişilerden bile o hafta her hangi bir dizide ne olduğunu öğrenebiliyorsunuz.

25. KARENİN GİZEMİ VE BİLİNÇALTINA YÖNELİK GİZLİ MESAJLAR

Kişinin bilinçaltına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte bunlardan bir diğeri de 25. kare tekniğidir. Peki, nedir bu 25. kare ?

Gördüğümüz bir anlık görüntü, 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur. Sinema bandında, saat, dakika, saniye olarak bir diziliş vardır. Saniyeden sonra kare gelir ve bir saniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de “control-track” denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25. kare oluşturulur ve bu son kare olan 25. kare anlıktır. Yani görüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25’e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve anında kaybolur. Genellikle görünmez, daha doğrusu görülür ama bilinçaltında kalır.

25. karenin temel mantığı da mesajı bilinç-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanayisinde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi, film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25. karelerle bilinçaltınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara maruz kalabiliyorsunuz.

Göz bunları görmüyor ama saniyenin üç binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü bilinçaltına ulaşıyor. Bu gizli mesajlar sayesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı 25. karelerle bilinçaltına göndermiş oluyor.

Bir grup psikolog ve yazar bu konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsane olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Ancak, beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli mesaj içeren reklama beynin daha farklı ve fazla tepki verdiği gözlemlendikten sonra, bu yöntemin etkisi ispatlanmış oldu.

İşin en ilginç tarafı ise bu konuyu gündeme taşıyan, kitap, tez ve aile eğitim seminerlerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Yıllardır uygulanan böyle ciddi ve hayati bir konunun nasıl olup da bütün bir insanlık tarafından henüz bu şekilde yeni yeni öğreniliyor olması düşündürücü olsa gerek.

ASIL HEDEF ÇOÇUKLAR

Subliminal teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında, filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına pornografik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğumuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve şahsiyetinin oluştuğu o en ciddî yaş dilimde (sıfır-yedi yaş arası) bu görüntüler içeride bilinçaltında hapsoluyor. Artık siz siz olun her gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin. Bunlarin içinde özellikle Disney, yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın bilinçaltına kazımıştır.

BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLAM UYGULANMAKTADIR

25-karenin-gizemi-ve-bilincaltina-yonelik-gizli-mesajlar-ilgincbirbilgi-2

Sizler, televizyonlarınızın karşısında uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz yayına başlarken : “BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLAM UYGULANMAKTADIR” uyarısını görmediğinizi söyleyebilir misiniz ? Sanırım söyleyemezsiniz. Peki, ne demek “Sanal Reklam?” gelin buna bir bakalım.

Sanayi Bakanlığına göre sanal reklamın tarifi aşağıdaki gibidir ;

Sanal reklam; hukuken kullanımı meşru görüntülerin, canlı veya banttan bilgisayar marifeti ile manipülasyonu ve söz konusu görüntülerde yer alan muhtelif unsurları reklam amacı ile hâlihazırda kullanılan veya ileride geliştirilecek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası ve çevresi üzerine düşürülen tüm görüntüleridir.

Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran “Kurtlar Vadisi Irak” filmini hatırlayın. Film başlarken “Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” uyarısı vardı. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar…

O halde en can alıcı soru şu ; niçin sanal reklam ? Çünkü bilinçaltına telkin göndermenin en iyi yolu.

BİLİNÇALTI VE GENEL ÖZELLİKLERİ

Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların bilinçaltımızdan kaynaklandığını hep söyleriz ama acaba kaçımız bilinçaltımızın gücünün ve öneminin farkındayız ?

Bilinçaltı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Bilinçaltı, alt benlik, bilinç dışı olarak da adlandırılan bilinçaltı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır.

Otomatik bir pilot gibi bütün tecrübelerimizi depolar. Bir hafıza deposudur. Tecrübelerinizi hatıralar şeklinde depolar. Bilinç-altı heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi, bunların faaliyete dökülmesinden de sorumludur.

Bilinçaltımız, zihin telkin yoluyla ikna olunmaya müsaittir. Bilinç, zihnin aksine, sorgulamadan tekrarla gelen teklifleri kabul eder, pekiştirir. Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimiz hafızada kayıtlı bilgiler arasındadır. En önemli vazifesi ise depoladığı verilere dayanarak mutluluğu sağlamaktır.

Bilinçaltı zihin delillerle ne ikna edilebilir, ne de aldatılabilir. Fikirlere ve imajlara karşılık verir. Bilinçaltının en mühim özelliği ise, bilincimizin farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Siz beş katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama bilinçaltınızda bu sayı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair hatıralar bilinçaltı kayıtlarının arasında bulmak pekâlâ mümkündür.

Bilinç aynı anda üç ila yedi işi yapabilir. Daha fazla görev yüklendiğinde kilitlenir. Bu yüzden dikkatimizi yönlendirmediğimiz, bizi o anda ilgilendirmeyen birçok veri bu filtreden süzülür. Beş duyumuzun karşılaştığı çok sayıda duyum, algılanmadan bilinçaltı hafıza deposuna aktarılır.

Demek ki duyduğumuz, gördüğümüz ama kavrayış olarak algılayamadığımız her şey bilinçaltına ileride tekrar kullanılmak üzere veri olarak depolanır ve gelecekteki hareketlerimize yön çizer. İşte tam da bu aşamada bilince değil ama bilinçaltına hitap eden bütün propaganda ve veriler, bizim davranışlarımıza yön çizen güdüler olarak karşımıza çıkar. Zira sıklık arz eden tekrarlar deruni algılarımıza yöneliktir.

GERÇEK GÖRMEDİKLERİMİZ Mİ ?

25-karenin-gizemi-ve-bilincaltina-yonelik-gizli-mesajlar-ilgincbirbilgi-3

Bilinçaltı dediğimiz şey, bilincin binde dokuz yüz doksan dokuzunu oluşturuyor. Yani biz şu anda bu yazıyı, binde bir seviyesinde görüyor, dinliyor ve okuyoruz.

Bunlar nasıl mı gerçekleşiyor ? Gözde bilimsel olarak “fovea hareketleri” olarak isimlendirilen, gözün fovea hareketleri sizin şu anda görmediğiniz şeyleri de görüyor. Göz devamlı bir tarama içinde. Tarıyor ve aldığı bilgileri bilinçaltına atıyor. Bu söylediklerimiz bilimsel verilerdir.

Biz, normal şartlarda gözümüzün fovea hareketleriyle beynimizde depolanan şeylerin çok azını hatırlıyoruz. Ama mesela markete gittiğimizde on tane deterjan arasından bir tanesini çekip alıyoruz. Yani gördüğümüzün ve de duyduğumuzun farkında olmadığımız şeylerin, bilinç ortamına çıkarak bize o malı satın aldırması söz konusu oluyor.

Yani biz görmediğimizi zannettiğimiz şeyleri aslında görüyoruz ve bilinçaltımıza gönderilen verilerin karar verme ya da faaliyete geçme aşamasında fikirlerimizi ve davranışlarımızı doğrudan etkiliyor.

Önceki yazımız Şimdiye kadar bulunan dünyanın en büyük kuşu hakkında ilginç bilgiler vermektedir.

  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>