Açıklanamayan gizemli yerler ve nesneler

Dünya üzerinde öyle ilginç yerler ve nesneler var ki, günümüzde bile bunlara akıl sır erdirmek mümkün değil. Yıllar öncesinden bugünlerin görüldüğü, günümüzün makinalarının taşıyamayacağı büyüklük ve ağırlıktaki dev yapıların nasıl yapıldığı, devasa binaların nasıl inşa edildiği, taşlar üzerindeki ince işçilikler, bulunan ilginç haritalar ve değişik objeler gibi pek çok şey hala gizemini koruyor. İşte tüm bu gizemli ve açıklanamayan olayları, anlaşılamayan objeleri sizler için listeliyoruz.

Harçsız yapılan taş setler

Peru’nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına kağıt bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.

Günümüzde hala gizemini koruyan bu taşların harç olmadan nasıl yapıldığı ve o dönemde demir olmadan taşları bu şekilde nasıl işledikleri tam olarak bilinmemekle birlikte, taşların yine taş aletler kullanılarak kesilip şekillendirildiği tahmin edilmektedir.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-1

400 milyon yıllık çekiç’in sırrı

Resimde gördüğünüz çekiç bir kum taşı içinde bulundu. Yani prensibe göre, bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. Keşif 1844 yılında Fizikçi David Brewster tarafından yapıldı. (Kingoodie, Myinfield-İngiltere). İngiliz jeoloji arştırma merkezinden Dr. A. W. Med tarafından yapılan analizlerde bu kum taşının yaşının 360 ile 460 milyon yıl olduğu saptandı. Yani çekicin de o kadar eski olması gerekiyor. Ama bilim dünyasına göre böyle bir şey imkansız ! Tahta tokmak ve demir topuzdan oluşan bu ilkel aletin kaya bloğunun içine nasıl yerleştiği ve topuz kısmındaki demirin saflığı da bilim adamlarını hayrete düşürüyor.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-2

Geleceği gören harita

Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis’in 1513″te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu’nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818″de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-3

2.000 yıllık pil

Alman arkeolog Wilhelm Konig tarafından 1938’de Irak’ın başkenti Bağdat’ın yakınlarında bulunan 2 bin yıllık pil, bilim adamlarını şaşkına düşürdü. Konig, 13 santimetre boyundaki toprak bir kabın içine monte edilmiş bir bakır silindir, onun etrafındaki demir çubuk ve testinin ağzını kapatan asfalttan oluşan bu nesneyi “dünyanın en eski pili” olarak tanımladı. Pilin 2 volt enerji ürettiği saptanırken, 1800’lü yıllarda modern pili icat eden Alessandro Volta adlı İtalyan kontunun da şöhretine gölge düştü.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-4

Alüminyum kemer tokası

1956 yılında, Çin’de bir kazı yapıldı. Kazının yapıldığı yer bir mezardı. M.S. 265-316 yılları arasında yaşamış General Çou Çou’nun (ya da Çow Çu’nun) mezarı. Mezarda generale ait bir kemer tokası bulundu ve kafalar karıştı. Çünkü kemer tokası % 10 bakır, % 5 manganez ve % 85 oranında alüminyumdan yapılmıştı. M.S. 300 yıllarında alüminyum ! Hem de işlenmiş olarak ! “Ne var bunda?” derseniz Fen bilimleri tarihine göre, bir metal olarak alüminyumun varlığını ilk kez 1700’lerin sonunda Fransız kimyacı A.L. Lavoisier ortaya koydu. İlk işlenmiş alüminyumu ise 1825’de H.C. Oerstead elde etti. Çünkü alüminyum doğada saf olarak bulunmayan bir metaldir. Öyleyse, M.S. 300 yıllarında, Çin’de yapılmış bir mezarda, (nasıl elde edilmiş olursa olsun) alüminyum ne arıyordu ?

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-5

Kristalden yapılmış gizemli kuru kafa

Maya dönemine ait 1000 yıllık bu kristal kuru kafa, tek bir blok kristal üzerine oyma olarak yapılmış. Nasıl yapıldığı hala anlaşılamayan kuru kafanın altından tutulan ışık, doğrudan göz çukurundan yansıyor. Bu teknolojinin bugün bile mümkün olmadığı söyleniyor. Kristalden yapılmış gizemli kuru kafa insanlık tarihinin eski kalıntılarından en esrarengiz parçalar arasında sayılıyor.

1927 yılında F.A. Mitchell Hedges tarafından eski İngiliz Honduras’ı şimdiki Belize’deki antik Maya kenti Lubaantum’da bulunmuştur. Kafatası tek parça berrak kuartzdır ; yüksekliği 12.7 cm. , eni 32 cm. , genişliği 12.7 cm.’dir yani küçük bir insan kafatası büyüklüğündedir ve ayrıntıları mükemmeldir.

1970 yılında Frank Dorland tarafından Hewlett-Packard Laboratuvarlarında yapılan testlerde kafatasının normalötesi bircisim olduğu sonucuna varılmıştır. Kafatasının normal ya da doğal kristal olduğu ve karakteristik olarak moleküler yapısına dokunulmadığı anlaşılmıştır ve bu oluşum modern kristalografide henüz denenmemiş ve bilinmemektedir.

Hiç bir meetal kullanılmamıştır, Dorland herhangi bir ize rastlayamamıştır, üzerinde görülen bazı çizgiler kazı sırasında ve sonrasında oluşmuştur ve yine Dorland’a göre büyük olasılıkla kafatası elmas kesici kullanılarak şekillendirilmiş ve mükemmel bir perdahlama ve parlatma işlemi yapılmıştır.

Bir diğer ilginç saptama kafatasındaki su ve silikon – kristal kum izlerinin bulunmuş olmasıdır ve bu oluşum için gereken süre 300 yıldır . Sonuç olarak bütün bunlar bize inanılmaz bir başarıyı veya bilinmeyen bir tür kayıp teknolojinin kullanıldığını göstermektedir.

Modern bilim , kristal kafatasına uygun bir açıklama getiremiyor, insanoğlu Ay’daki dağlara tırmanabiliyor ama bu cisimi açıklayamıyor. Hewlet – Packard’dan bir kristalografın dediği gibi, bu kristal varolmamalıdır. Yüzlerce yıl öncesinin kuartz kristal ustaları acaba kimdi? Yoksa kafatasını, başka birilerimi düşürdü ?

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-6

Ünlü “Kiev Kozmonotu”

Bu heykelcik Avrupa’da bulunan “uzay adamı” özelliklerini gösteren tek buluntudur. Yaşı oldukça eskidir.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-7

Klerksdorp küreleri

Bu metal kürecikler Güney Afrika, Klerksdorp’tan. Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde birbirine paralel 3 çizgi oyulmuş. Bu küreler Cambrian devri öncesine ait pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, ince bir kabuğa sahiptirler. Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor.Bu süngerimsi şey havayla temas edince parçalanıp toz haline geliyor. Bu kürelerin ne oldukları ,ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor. Üstelik 2,8 milyar yaşındalar. İnsanın inanası gelmiyor ancak bilimsel veriler bunlar.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-8

Piramit’te keşfedilen bakır kulplu kapı

Rudolf Gantenbrink tarafından Büyük Piramit’te keşfedilen bakır kulplu kapının fotoğrafı UPUAUT 2 adlı bir araştırma robotu tarafından çekilmiştir. Hangi amaca hizmet ettiği bilinmeyen gizemli kapı, kraliçe odasından başlayan güney kanallarında yer almaktadır. Bu kapının arkasında başka bir kapı daha bulunmuştur. Yapılan bazı araştırmalar sonucunda içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir oda veya odalar bu ikinci kapının arkasında bulunmaktadır. Aynı kapıdan kral odasından başlayan kuzey kanallarında da bulunmuştur. Burada sorulan en önemli soru ise şu: Görünüşte hiçbir amaca hizmet etmeyen bu kapılar Neden buralara kondu ?

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-9

6 parmaklı dev fosili

1895 yılında İrlanda’da Dyer tarafından mineral araştırmaları sırasında bulunan bir dev fosili. Boyunun karşılaştırılması amacıyla bir tren vagonunun önünde fotoğraflanan dev’in yüksekliği 3 metre 70 santimetre ve ağırlığı 2050 kg.dır. Dev’in ağorlığının taşlaşmış olmasından kaynaklandığı düşünlmektedir. Sağ ayağında 6 parmak bulunan dev fosilinin 1900’lü yılların başında ortadan kaybolmasından sonra fosile ve sahibine ne olduğunu kimse bilmiyor.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-10

120 milyon yıllık harita

Bu 120 milyon yıllık taş parçasının yüzeyi ,Ural Bölgesini gösteren (tabiri caizse) bir haritayla kaplıdır. Görünüşe göre bu kadar eski bir haritanın olması imkansızdır. Bashkir State Üniversitesindeki bilim adamları, çok eski zamanlarda, gelişmiş uygarlıkların olduğuna dair kanıtlardan biri olarak yorumluyorlar eseri. Bu greçektende insan eliyle yapılmış bir rölyeftir. Günümüz askeri haritaları ile neredeyse aynı karakterik özellikleri sergilemektedir. Harita sivil çalışmaları göstermekte yani uzunluğu 12.000 Km ‘ yi bulan kanallar, nehirlere çekilen çitler, güçlü barajlar. Kanallardan çokta uzakta olmayan yerde elmas biçimindeki yerler gösterilmiştir.( Ne anlattığı bilinmemektedir). Ayrıca harita bazı yazılarıda içermektedir. Hatta sayılar bile vardır. Bilim adamları önce bunun eski çince olduğunu düşündüler. Daha sonra bu düşünce bilinmeyen bir kaynağa ait hiyeroglif – syllabic türü yazıya dönmüştür. Bilim adamları bu yazıları şimdiye kadar çözemediler.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-11

Hiyerogliflerde resmedilen araçlar

Mısır ‘daki Abydos tapınağındaki hiyerogliflerde, helikopteri, tankı, kargo uçağını ve planörü çağrıştıran şekiller vardır. Bu hiyeroglifler başka hiyerogliflerin altına gizlenmişlerdi. İlk tabaka hiyerogliflerin yerinden kopup düşmesiyle bu esrarengiz şekiller gün yüzüne çıkmıştır.

aciklanamayan-gizemli-yerler-ve-nesneler-ilgincbirbilgi-12

Önceki yazımız Şans eseri büyük paralar kazanan insanlar hakkında ilginç bilgiler vermektedir.

  

Açıklanamayan gizemli yerler ve nesneler” için 13 yorum

  • 17 Nisan 2014 Saat 19:56
    Permalink

    Acaba bu geçmişe dayalı paylaşımlar geçmişte de gelişmiş uygarlıkların da olduğunu kanıtlar mı ? Ya da benim düşüncem eskiden çok gelişmiş uygarlıklar vardı ve bunlar şu an da halen yaşamını sürdürüyor. Ama dine karşı çıkan bir şekilde “Nasıl yani?” derseniz bence Müslümanlıkta olan “Cin” adında bilinen şeyler bence eski uygarlıklardan kalma insan ve ya daha farklı gelişmiş canlılar olabilir. Ta bi bu benim fikrim ama düşününce mantıklı geliyor.

    • 17 Nisan 2014 Saat 20:03
      Permalink

      İlginç bir bakış açısı. Aslında hiç bu yönden düşünmemiştim ama tabi elle tutulur kesin sonuçlar olmayacağı veya olmadığı için böyle bir düşünce veya soruya da yanıt vermek veya cevap aramak oldukça güç.

      • 17 Nisan 2014 Saat 20:12
        Permalink

        Kesin bir şey vardır demiyorum zaten fakat çok mantıklı geliyor bir düşünün, araştırmaları yapıyorsunuz ve geçmişte gelişmiş bir “IRK(insan olmaya da bilir sonuçta boyu çok uzun bir dev’den bahsetmiştiniz bu konuda)” yaşamış olabilir ve bu ırk eğer çok ama çok gelişmişse ki kahinler’de bunu söylüyor(kahinler her zaman gerçeği söyler demiyorum) form değiştirmiş ya da çok gelişmiş olup bizim göremeyeceğimiz kılıklara girmiş olabilirler diyorum.

        • 22 Nisan 2014 Saat 19:50
          Permalink

          Siz araştırmacı olarak böyle bir şeyin varlığını düşünür musunuz ?

          • 22 Nisan 2014 Saat 20:03
            Permalink

            Cin’ler hakkında uzman bilgisine sahip değiliz ancak tabi ki varlıklarına inanmaktayız. Ama bu farklı alemde yaşayan insanlar olmadığı için düşündüğünüz şekilde “bu cinlerin eski insanlar” olup olmadıkları konusunda bir fikir yürütemeyiz. Yani bu konuda bizim bir fikir yürütmemiz yanlış olacaktır. İnanma konusuna yani sorduğunuz soruya gelirsek “şahsi fikrimce” yanıt vermem gerekirse cin’lerin eski uygarlıklarda yaşayan insanların ruhlarını temsil edebileceğini zannetmiyorum çünki (yanlışım varsa düzeltin) insanlar öldükten sonra ruhları kıyamet vaktine kadar “berzah” denilen farklı bir âlemde beklemektedir. Yani ölen insanların ruhları cin’e dönüşmemektedir.

  • 24 Nisan 2014 Saat 18:05
    Permalink

    Ama siz müslüman olarak bunu düşünüyorsunuz. Bende müslümanım orası ayrı ama siz bunu gidip bir Hristiyan ve ya ateist’e söyleseniz nasıl bir cevap alırsınız ?

    • 24 Nisan 2014 Saat 20:07
      Permalink

      Beni hiç biri ilgilendirmez açıkçası.Hepimiz kendi inanç ve yaptıklarımızın hesabını kendimiz vereceğiz.Herkes istediğine inanmakta,istediğini düşünmekte ve yapmakta özgürdür.Size verdiğim cevap ise bir Müslümanlık inancı ile değil bilgim ve düşüncelerim dahilinde verdiğim bir yanıttı.

      • 29 Nisan 2014 Saat 12:41
        Permalink

        Ayrıca son cümlenizde “Ölen insanların Ruhları …” dediniz ben insan dışı bir varlık da olabilir dedim yani o 6 parmaklı dev gibi yani illa da insan olacak diye bir şart koşmadım sadece bir düşünce ama aydınlattığınız için teşekkürler yine de.

  • 6 Mayıs 2014 Saat 15:13
    Permalink

    benim teorime göre gerçekten uzaylılar var kaç bin yıl önce bizim dünyamıza gelip yaşamışlar kendileri istedikleri şeyleri yapmışlar teknolojik olarakta cok üstünler canları sıkıldığı için başka gezegenlere gitmiş olabilirler belkide gitmemişlerdir hala dünyamışda yaşıyorda olabilirler teknolojik olarak fazla üstün oldukları için onlarla itibat kuramıyorda olabiliriz yada uzaylılar falan yoktur başka bir gelişmiş ırk vardır bundan yüzde yüz eminim bu belki vampirdi kurtadamdı falan olabilir cünkü zamanında cok fazla kişiyi öldürmüşler cadı diye vs.. bunun öğrenmenın bence bir yolu var onu yapmak gercekten zor ve bilgi gerektiren bi konu ve bunuda dünya üzerinde sadece sayılı kişiler yapabiliyor oyüzden cok zor ve tehlikeli ama yüzde yüz etkili olduğunu düşünüyorum ve üniversiteye girdikten sonra denicem şu sıralar pek boş vaktim yokda 😀

  • 18 Mayıs 2014 Saat 21:58
    Permalink

    Bence de geçmişte bizlerden daha gelişmiş uygarlıklar vardı ki Kur’an’da söyler, sizden daha ileri uygarlıklar vardı ve helak oldular.Tam olarak bu sözlerle değil fakat içerik olarak budur ki bu kalıntıların bulunması bi kanıtıdır bana göre.Şu anda yaşıyor olup olmadıklarını bilemiyorum, ama koskoca evrende yalnız olmadığımıza eminim.Bu arada paylaşıma bayıldım, teşekkürler :)

  • 25 Mayıs 2014 Saat 23:23
    Permalink

    ( Mülk, 16/17 ) : “ Gökte olanın, size ansızın saldırıp sizi yere göçürüvermesinden güvende misiniz. O an bir de bakarsınız, yer temelinden sarsılıvermiş. Gökte olanın üzerinize dumansız ateşlerle saldırmasına karşı kendinizi nasıl güvencede hissedersiniz. İşte o an tehdit nasıl olurmuş, korku neymiş anlarsınız ”
    kuranı kerimde bunun gibi bircok ayet var sonuçta butun evren sadece yedimilyar insan icin mi yaratılmış

  • 16 Haziran 2014 Saat 19:14
    Permalink

    Benim yorumumda geçmişte yasayan ve ileri teknolojiye ulasan uygarlıklar vardı. Aztekler mayalar inkalar ve hatta yakin tarihte yasayan ve günümüzde yasamaya devam eden aborjinler gibi. Dünya bu gibi uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve ulaşılan teknoloji ileri zeka super bilinç onları farklı boyutlara sürüklemiş olabilir. Eterik (saydam) yada yari eterik bir bedene ulaşma sayesinde evrende özgürce dolaşma yeteneğine sahip olmuş olabilirler. Bizim bugün uzaylılar diye nitelendirdiğimiz varliklarin eski dünyanın ev sahipleri olduğunu düşünüyorum. Ara sıra yapildigi söylenen uzaylız ziyaretlerinin de onlara gore ilkel benlik olan bizlerin araştırma konuları oldugumuz kanaatindeyim :) ayrıca başka bir açıdan ele alacak olursak kuranda insanoglunun allahın siluetinden yaratildigini okumuştum. Buradan yola çıkarak insan allahın birer kopyası gölgesi olduğunu ve bizim tarihimizde yasayan en zeki insanin beyninin sadece ℅4unu kullana bildiğini egerki bu oranın %50ye ulaşmasıyla insanlığın bambaşka boyutlara ulaşabileceğini düşünmekteyim. Neticede tüm evren insan için yaratıldı .

  • 27 Haziran 2014 Saat 20:44
    Permalink

    Ben bunların açıklamasını hep şu şekilde düşünürüm. Dünyanın geçmişi çok eski. Benim görüşüme göre ise bin yıllar içinde yaşanan farklı dönemlerde insanoğlu hep var oldu, yaşadı ve kendini geliştirdi. Her şeyin sonu olduğu gibi insanlar da bir felaketle, yanardağ patmalası tufan veya herhangi bir afetle her şey yerle bir oldu, yok oldu. İnsanlar zaman içinde hep bu döngüde yaşadı durdu.

Yorumlar kapalı