Mimarlık yoluyla suç işleme oranı azaltılabilir mi ?

1960’ların hayli övgü alan modernist konut projelerinden birçoğunun çarçabuk suç yataklarına (maddi gücü yetebilecek kimsenin oturmak istemediği ve suçun salgın haline geldiği çirkef binalara) dönüşmüş olması son yılların büyük şoklarından biridir. Bunda, konutlarda kalan insanların çeşitliliğinin bazen etkisi olduğu açıktır; ama yapı ortamının çok daha büyük bir rol oynadığı gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Yanlış tarzda mimari sadece suçu caydırmakta yetersiz kalmaz, aksine suç işlemeyi özendirir.

Çevre Tasarımı Sayesinde Suç Önleme (Crime Prevention Through Environmental Design / İngilizce kısaltılışı : CPTED) olarak bilinen ve son yıllarda rağbet gören, tamamen yeni mimari yaklaşım hakkında biraz bilgi sahibi olmak bu soruya cevap vermeyi kolaylaştırır. Yaklaşımın kökeni, 1960’larda ABD’de Büyük Amerikan Kentlerinin Ölümü ve Yaşamı (1961) kitabının yazarı Jane Jacobs gibi kişilerin geniş “sahipsiz” alanlarla ve komşular arasında etkileşim yokluğuyla birlikte yeni kentsel ortamların nasıl yabancılaştırıcı olduğunu saptamalarına dayanır. Konu, çıkarılacak sonuçların öneminden dolayı günümüzde bir sürü uzmanın ilgisini çeken geniş çaplı bir inceleme alanıdır. Oysa CPTED girişiminin benimsetmeye çalıştığı şeylerin çoğu basbayağı sağduyunun gereğidir. Öyle ki, bir zamanlar mimarların nasıl bu kadar berbat bir yanılgıya düştüklerini kavramak zordur. Meselenin esası suç işlemeyi zorlaştırmaya yönelik bariz koruyucu önlemlerin yanısıra, insanları fiilen suç işlemeye yönelten zihniyeti zayıflatan daha incelikle önlemler almaktır.

CPTED uygulayıcıları “doğal” kelimesinden hoşlanırlar. Sözgelimi, “doğal gözetim”, “doğal giriş denetimi” ve doğal alan pekiştirme gibi kavramlardan söz ederler. Amaç, askeri düzeyde gözetim sistemleri dayatmak ve kale gibi evler inşa etmek yerine, mahallelerin doğal özdenetim uygulayacağı ve buralara girişi caydıracak şekilde özenli tasarımlardan yararlanmak, insanların birbirlerini kollayacakları şekilde bir sahiplik ve dayanışma duygusu yaratmaktır. 2000 Sidney Olimpiyat Oyunları’nın tasarımında esas alınan böyle ilkler; epeyce cam, çim ve insan dostu alan barındıran Buckingham ve Suffolk üniversitelerinin yeni kampuslarında da kullanılıyor.

MİMARLIK YOLUYLA SUÇ İŞLEME ORANI AZALTILABİLİR Mİ ?

Mimarlık yoluyla suç işleme oranı azaltılabilir mi www.ilgincbirbilgi.com 1

İnsanların birbirlerinin hayatlarıyla daha ilgili oldukları ve ortak alanlara özen gösterdikleri ortamlarda suç işlenme olasılığı daha düşüktür. Bu bakımdan konutlar “insan” ölçeğinde olmalıdır. Büyük bir site söz konusuysa, konutlar komşuların rahatça, sürekli biraraya gelebilecekleri bir ortak yaşam alanına sahip küçük yerleşim alanlarına bölünmelidir. Böyle yerler peyzaj düzenlemeleriyle güçlendirilebilir. Ama her yerleşim alanı kişiselleştirme yönünde en azından ince bir farklılık taşımalıdır ve sakinler için özel anlamlar taşıyabilecek, belirli üslupta tabelalar ve süsler gibi unsurlarla donatılmalıdır. Bu ortak alanlar sahip oldukları oturma yerleriyle insanları cezbetmelidir; ortak ve özel alanlar arasındaki sınırlar yumuşak, özsaygısı geliştirici ve ortak sahiplik duygusunu özendirici olmalıdır. Bu ortak alan ve ona bakan kapılarla pencerelerin düzeni de, suçun ardındaki başka bir etken olan sosyal yalıtılmışlığı azaltabilir. Sahiplik duygusu önemlidir; CPTED uygulayıcılarının “doğal alan pekiştirme” kavramı da bunu ifade eder. İnsanlara sahiplik duygusu veren tasarım ve düzen, davetsiz misafirleri uzak tutar.

Doğal gözetim, komşuların geliş gidişlerini, kimin içeride ve dışarıda olduğunu kolayca görecekleri şekilde kapı aralıklarının ve pencerelerin iyi aydınlatılmış açık alanlara bakması anlamına gelir. Bu sadece davetsiz misafirleri belirlemeyi kolaylaştırmakla kalmaz; kimin nerede kaldığını rahatça bilinmesini özendirdiği için tekil konuları suçlular için daha az çekici hale getirir. Masraf gerektirse bile, loş koridorlardan ve merdiven boşluklarından, karanlık ve saklı alanlardan kaçınılmalıdır. Gözden ırak araç parkları ve çöp alanları her zaman sorunlara davetiye çıkarır. Tam bir güvenlik sağlanmamışsa, park yerlerinin herkesçe görünlebilmesi çok daha iyidir.

Doğal girişim denetimi,davetsiz misafirleri caydırmada dikenli tel ve betan çitler yerine mimari tasarımı kullanma anlamına gelir. Potansiyel hedefleri mimari düzenle korumanın yararı kolayca gözden kaçırılabilir. Sözgelimi, meskene tecavüzler giriş yollarının yetersiz korunduğu yada gözden ırak olduğu durumlarda ortaya çıkar. Pencereler ve kapılar daha sağlam yapılabilir, sürgülerle donatılabilir. Konum olarak iyi aydınlatılmış ve açık yerler seçilebilir; pencereler zor ulaşılabilecek konumda olabilir. Sözgelimi, tekerlekli  çöp tenekesine yakın bir ikinci kat penceresi bariz bir hedeftir. Ama bir yeri hapishane kampı görüntüsüne sokmak yabancılaşmayı arttırır ve muhtemelen suçu teşvik eder.

Mimarlık yoluyla suç işleme oranı azaltılabilir mi www.ilgincbirbilgi.com 2

Her zaman, sağlam yapı kadar, çekici ve zarif görüntü de gözetilmelidir. Bir sürü duvar, set ve beton kurmak yerine , ağaç ve bitki bariyerleri için alan bırakmakta yarar vardır. Yeşil alan bir yere sadece daha çekici, özenli bir görüntü vermez; çiçek tarhları ve çalı çitleri aslında hırsızları duvarlardan daha fazla caydırır. Bir çalı çitini aşmak şaşılacak ölçüde zordur!

Bu tür mimari araçlar gün geçtikçe daha fazla kullanılıyor; mimari projelerde çoğu kez danışman olarak polislerin ve sosyal hizmet uzmanlarının görüşüne başvuruluyor. Bu iyi bir gelişme. Asıl garip olan ise geçmişte konutlar inşa edilirken çoğu kez danışmanlara gerek duyulmaksızın bu işin yürütülmesiydi…

Önceki yazımız Hiçbir ülkeye ait olmayan topraklar hakkında ilginç ve enteresan bilgiler vermektedir.