Osmanlı tarihinde uygulanmış ilginç yasaklar

Yasak denilince akıllara insan sağlığına zararlı ürünler ya da kamu yararına aykırı uygulamalar gelir. Ama bu yasakların konulma nedeni her zaman bu nedenlerden ötürü olmayabiliyor. Özellikle Osmanlı döneminde uygulanan yasakların bazıları çok enteresan nedenlerden ötürü konulmuş yasaklar.

“Osmanlı’yı nasıl bilirdiniz?” sorusuna herkesin vereceği cevap elbette farklıdır. Kimine göre hoşgörü ve adaletiyle üç kıtaya hükmeden bir devlet. Kimine göre ise sansürü, baskısı eksik olmayan bir idare. Peki Osmanlı’da kadınların kaymakçı dükkânına gitmesinin veya imamların nikâh kıymasının yasak olduğunu biliyor muydunuz? İşte “Aman bunun nesi yasakmış?” dedirten Osmanlı tarihindeki ilginç yasaklar ve bu yasakların bir o kadar da ilginç olan gerekçeleri :

YIL : 1554 – KAHVE VE KAHVEHANELERLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Türkiye’ye Halep ve Şam’dan gelen kahve, kısa sürede sosyal yaşamın bir parçası olmuş, ilk kahvehane 1554 yılında açılmıştır. Kahvehaneler giderek çoğalmış, insanların uğrak noktası olmuş. Ancak kahve başta ulema tarafından hoş karşılanmamış ve yasaklanmış. Daha sonraları ise payitahtın tanınmış uleması ve şeyhleri kahve müdavimlerini hoş görerek yasağı kaldırmıştı.

Dördüncü Murad zamanında tütün ve içkinin yasaklanmasının ardından “kahvehanelerde devlet aleyhine konuşmalar yapıldığı” düşünülerek tüm kahvehaneler kapatılmış ve faaliyetleri durdurulmuştu. Yasağa rağmen kahvehane açan bazı kişiler idam bile edilmişti. İkinci Mahmud döneminde, yeniçerilerin toplanma ve buluşma yeri olmaması için kahvehane yasağı bir süre daha sürdürülmüş ancak birkaç sene sonra bu yasak da kaldırılmış ve tarihe karışmıştır.

YIL : 1573 – KADINLARIN KAYMAKÇI DÜKKANINA GİRMESİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

6. yüzyılda özellikle İstanbul’un Eyüp semtinde yer alan kaymakçılar büyük bir şöhrete sahipti. “Türbe ziyareti bahanesiyle bu kaymakçı dükkânına gelen bazı kadınların önceden anlaştıkları ve tanıştıkları erkeklerle buluştukları” yönünde bazı iddia ve şikâyetler üzerine bu durum Eyüp Kadısı tarafından hükûmete şikâyet edilmişti. Kısa bir süre sonra 1573 tarihli bir yasak geldi.

Eyüp Kadısı’na gönderilen ferman şöyleydi : “Kaymakçı dükkânlarına bazı nisa taifesi kaymak yemek bahanesiyle girip oturup namahremler cem olup hilafı şer işleri vardır diye Müslümanların haber verdiklerini bildirmişsin; bu babda ihmal caiz değildir; kadınlar kaymakçı dükkânlarına gitmeyecektir, gelen kadınların dükkâna alınmamasını dükkân sahiplerine şiddetle tenbih et, tenbihini dinlemeyen ve dükkanına kadın müşteri alan dükkân sahibini muhkem cezaya çarptır.”

YIL : 1580 – KADINLARIN KAYIKLARA ERKEKLERLE BİNMESİ HAKKINDAKİ İLGİNÇ YASAK

osmanli-tarihinde-uygulanmis-ilginc-yasaklar-ilgincbirbilgi-2

1580’den İkinci Abdülhamid döneminin sonlarına kadar süren bir yasaktı. Yasağın konulmasına “bazı kadınların kayıklarda,   önceden anlaştıkları erkeklerle buluşması” sebep olarak gösterilmişti. Bazı kayıkçılar bu yasaklara uymadığında “erimdir dedim aldım” diyerek kendilerini savunurlar.

Üst yetkililerden kayıkçı kâhyasına ve bostancı başıya sık sık uyarılar ve emirler gelirdi. Kadınların, Haliç ve Boğaziçi iskelelerine dolmuşa işleyen kayıklara bile erkekle binmesi yasaktı. Bu yasaktan sadece ihtiyar kadınlar, dolmuş şeklinde işleyen kayıklara binmeleri kısıtlamasıyla kısmen nasibini almıyordu.

Kayıkçılar kâhyasına gönderilen fermandan şöyleydi : “Bundan evvel de tenbih edilmişti; taze avretlerin levend taifesile kayığa girip gezmelerine mani ol ve bu hususu bütün kayıkçılara tekrar tekrar tenbih et.”

YIL : 1595 – ÇİNGELERİN ATA BİNMESİ VE KISRAK BESLEMESİ İLE ALAKALI İLGİNÇ YASAK

Çingenelerin yollara ve bellere inip fesat ve şenaat işledikleri sebep gösterilerek 1595 yılında Divanı Hümayun’dan İstanbul Kadısı tarafından Çingene subaşısına gönderilen fermana göre Çingene halkının büyük şehirlerde ata binmesi, atla dolaşması ve kısrak beslemesi yasaklanmış, bu yasak Rumeli bölgesinde de uygulanmıştır.

Yasağın metni ise şöyledir : “Çingene tayfasının ata binmesi ve kısrak beslemesi yasak edilmiş olup lazımgeldikçe eşeğe ve arabaya bineceklerdir; muhalif hareket edenler siyaset olunurlar. Ona göre tenbih ve ilan eyleyesiniz.”

GAYRİMÜSLİMLERİN HAMAMDA NALIN GİYMESİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

Hamamlara giden, Osmanlı tarihinde gayrimüslim ve zımmi olarak tanımlanan Müslüman olmayan (Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani vb. gibi) Osmanlı yurttaşlarının, Müslümanlardan ayırt edilebilmesi için çıkartılan bir yasağa göre gayrimüslimlerin nalın giymesi yasaklanmış ve nalınsız gezmesi uygun görülmüştü.

Ancak Müslümanların da tercihen nalın giymeme ihtimali karşısında bu yasak zayıflayınca, fermana yeni ve garip bir madde eklenmiş, gayrimüslimlere verilecek peştemallara, alametifarika olarak birer demir halka takılması uygun görülmüştür.

ARNAVUTLARIN HAMAM TELLAĞI OLMASI İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

Osmanlı’da Lale Devri’nin sonunu getiren meşhur 1730 Patrona Halil İsyanı’nın lideri olan Horpeşteli Arnavut Halil, Bayezid hamamında çalışan bir tellak olduğu için, olası yeni bir isyanı önlemek adına, o tarihlere kadar İstanbul hamamlarının tamamında tellaklık görevi yapan Arnavutların, artık tellak olmaması yönünde bir yasak yürürlüğe girmiştir.

KONAKLARDAN YALILARA, YALILARDAN KONAKLARA TAŞINMA İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

osmanli-tarihinde-uygulanmis-ilginc-yasaklar-ilgincbirbilgi-3

Üçüncü Selim döneminde ortaya çıkan bu yasak, Tanzimat dönemine kadar yürürlükte kalmıştır. İnsanlar yazın, kendi mülkü olan veya kira ile tuttukları yalılara canlarının istediği zaman taşınamazlar ve mevsim sonu, keza canlarının istediği zaman şehirdeki konaklarına dönemezlerdi. Hükûmet, herkesin, o yazı, Boğaziçi’nin hangi köyünde veya Haliç’in hangi tarafında oturacağını önceden öğrenir, o yılın havalarına göre, uygun bir günde yalılara göç müsaadesi çıkardı.

EVLERDEKİ YEMEK ÇEŞİTLİLİĞİ İLE ALAKALI İLGİNÇ YASAK

1821’de Nişancı Halet Efendi’nin girişimiyle İkinci Mahmud tarafından uygulamaya konulan bu yasağın çıkış nedeni israf olarak gösterilmişti. Gerekçe olarak ise devlet erkanının eğlencelerini, ayrıca konaklarda ve yalılarda gerçekleştirilen dondurmalarla ve meyvelerle donatılan ve Osmanlı aşçılarının hünerlerinin ortaya konulduğu sofraları göstermiştir.

Bu yasağın kısaltılmış yazılı sureti ise şu şekildedir : “İsraf günahtır, bundan böyle evlerde nihayet beş türlüden yedi türlüye kadar yemek pişirilebilir, yedi türlüden fazla yemek pişirtilmeyecektir.”

BEKAR ERKEKLERİN İSTANBUL’A GİRMESİ İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

17. ve 18. yüzyıllarda İstanbul’da kefilsiz oturmak yasaktı. Ancak “İstanbul’a, Rumeli’den ve Anadolu’dan gelen bekâr erkeklerin, kaldıkları han ve odalarda fuhuş yaptıkları, şehirde kan döküp kavga ettikleri, askeri darbelerde silaha sarılıp çeşitli ayaklanmalara katıldıkları, kargaşa sırasında çarşı ve pazarları yağmaladıkları” yönündeki yaygın kanaat nedeniyle 1826’da çıkan ferman ile bekâr erkeklerin şehre girmesi yasaklanmıştır.

KİLİSELERDE ÇAN ÇALINMASI İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

Osmanlı döneminde kiliselerdeki çanlar kaldırtılmış, çan çalınması yasaklanmıştı. Bu yasak, 1856’ya kadar devam etmiş, bu tarihten sonra, kiliselere çan kuleleri yaptırılmış ve kiliselerde çan çalınmaya başlanmıştır.

Ayrıca bu dönemlerde kliselerin çan çalma yasağının dışında 1821 yılının Ramazan ayında başlatılan, geceleri bekçilerin davul çalması, mani ve türkü okuması, kahvehanelerde tavla, dama ve satranç vb. gibi oyunlar oynanması, meddahların hikâyeler anlatması da yasaklanmıştır.

Bu yasağın sebebi aynı yıl İstanbul’da yaygınlaşan veba salgını için bir nevi önlem alma olarak gösterilmişti. Ancak Ramazan ayında 3 bine yakın İstanbullunun veba salgınından dolayı ölmesinin önüne geçilememişti.

osmanli-tarihinde-uygulanmis-ilginc-yasaklar-ilgincbirbilgi-4

CUMA GÜNLERİ İLE ALAKALI İLGİNÇ YASAK

Tatil kavramının olmadığı zamanlarda Osmanlı topraklarında yaşayan eşekler oldukça şanslıymış. Zira haftada bir gün de olsa devletlüler eşek taifesine izin vermiş. Cuma mübarek gün olduğu için hayvanlara eziyet etmemek istemişler ve Cuma günleri eşeklere yük yüklemeyi yasak etmişler.

İMAMLARIN NİKAH KIYMASI İLE İLGİLİ İLGİNÇ YASAK

Osmanlı’da nikâhın kadı huzurunda ya da kadının görevlendirdiği bir imam tarafından kıyılması şarttı. Kadı tarafından görevlendirilen imam evlenecek kişilerin nikâh akitlerini şahitler ve velileri huzurunda yapıyor ve nikâh akdi senedi veriyordu. (Bu belgede günümüzdeki gibi önce kadının ismi yer alıyordu) Ancak taşradaki imamların veya alâkasız kişilerin nikâh kıymasına izin verilmiyordu. Bunun sebebi ise kadınların mağdur olmalarının önüne geçmekti. Çünkü şehirde evli olup taşrada tekrar evlenenler olabiliyordu. Hâlbuki şehirde kadı siciline bakıldığı zaman kişinin evli olup olmadığını görebiliyordu. Ancak şehir dışı bölgeler için bu pek mümkün olmuyordu.

Önceki yazımız Yemen’deki dünyanın ilk gökdelenleri hakkında ilginç ve enteresan bilgiler vermektedir.

  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>