WikiLeaks nasıl büyüdü?

WikiLeaks PRQ internet servis sağlayıcısı ile çalışıyor ve müşterilerine tam bir gizlilik sunuyor. Sistemleri herhangi bir kimsenin WikiLeaks sohbet sayfalarını dinlemeyi veya kimin kime ne gönderdiğini görmeyi engelliyor. PRQ, takip kaydında dünyada bulunabilecek en zorlu İnternet Servis sağlayıcısıdır. WikiLeaks’ın PRQ’ya ihtiyaç duyma nedeni ise çalışmalarının İsveç’in katı ifade özgürlüğü yasalarıyla korunuyor olmasıdır. PRQ ise bu yasaları sonuna kadar kullanabiliyor. Örneğin WikiLeaks, PRQ’daki sunucularından ABD Guantanamo körfezi gözaltı merkezine ait bir talimname yayınladı. İnternete sızan askeri bir talimname, Küba Guantanamo körfezindeki ABD deniz üssünde, terör şüphelilerine nasıl davranıldığının detaylarını açıklıyordu. Belgeye göre tutuklular, hücre cezası ve aşağılanma ile zihinsel olarak çöküntüye uğratılıyordu. İnsan Hakları Grupları yıllardır ABD yönetiminden bu talimnamelere erişim için izin istiyordu. Bu önemli belgeler sansürlenmeden dünyanın dört bir köşesine yayınlandı, sadece yayınlanmakla kalmadı, hiç kaybolmayacak ve zamanı geldiğinde tekrar yayınlanacak şekilde arşivlendi.

WikiLeaks’ın sansürlemeye karşı mücadelesi coğrafi bir sınır tanımıyor. Sıradaki adım, çok uluslu ticaret şirketi Trafigura tarafından hazırlanan dahili bir rapor yayınlamaktı. Şirketin, Fildişi Sahili’ne zehirli atık döktüğü ve binlerce kişinin bu yüzden tedavi gördüğü iddia ediliyordu. The Guardian Gazetesi bununla ilgili bir hikaye üretecekti ve sonuç olarak susturuldular. Şirket, gizli bir emirle tüm İngiltere basınını susturdu. Bu raporun içeriğiyle ilgili hiçbir şeyi ve susturuldukları gerçeğini yazmayacaklardı. ABD’de, hackerler cumhuriyetçi başkan yardımcısı adayı Sarah Palin’in, ABD şeffaflık yasasını hiçe sayarak özel bir e-posta hesabı ile devlet işlerini yürüttüğünü keşfetti. WikiLeaks onun mesajlarını yayınladı. Sadece iki sene sonra site milyonlarca gizli belgeyi halka açtı fakat WikiLeaks bir organizasyon olarak gizli kalmaya devam ediyordu. Sadece Julian Assange ve Daniel Domscheit-Berg halk içine çıkıyordu. Daniel ise Schmitt takma adını kullanıyordu.

wikileaks-nasil-buyudu-ilgincbirbilgi-1

Çok geçmeden yayınlama faaliyetleri karşı ataklarla karşılaştı. WikiLeaks yasaklı siteler listesini yayınlayınca,Tayland, Çin ve İran’ın da bulunduğu bazı ülkelerdeki internet servis sağlayıcıları onların sitelerini kapattı. Daha hassas belgeler yayınladıkça,WikiLeaks davalara ve tehditlere hedef oldu. İşte şimdi WikiLeaks ABD istihbaratının dikkatini çekmişti. Gizli bir raporda, ulusal güvenlik için bir tehdit olduğu iddia edilerek, sitenin kapatılması için çeşitli yöntemler öneriliyordu.Öncelik, bilgileri sızdıran şahısları bulmaktı. ABD istihbaratı, raporu WikiLeaks’a sızmadan önce sadece kısa bir süre gizli tutabildi. WikiLeaks’in, elindeki bilgileri paylaşabilmesi için daha fazla ve güvenli yerler bulmak zorunda olduğu aşikârdı.

Ekim 2008’de İzlanda banka sistemi patlatıldı. 1-2 hafta içinde kütlesinin %95’ini kaybetti. Bu da her hafta bir bankanın iflas etmesi demek. WikiLeaks, İzlanda’ya felaket getiren banka sisteminin nasıl çöktüğüyle ilgili bir belge ele geçirdi. Kayırma ve torpil nedeniyle oluşan dikkatsizlik ve gizlilik ile ilgili bu çok detaylı belge internete konduğunda, banka karşı bir saldırıya geçti. Belge, batan Kaupthing bankasının yüksek risk taşıyan krediler defteriydi. Tüm düzenleyiciler görevlerinde ihmalkâr davranmış, tüm bankacılar işlerin asıl durumu hakkında yalan söylemişti. Banka yönetimi ifşaatlara panikle tepki gösterdi ve çaresiz bir hareketle İzlanda hakimlerini aşırı tedbir almaya zorladı.

Devlet televizyonuna susma emri gelmişti ki bu, İzlanda Devlet Haber Müdürlüğü tarihinde ilk kez olan bir şeydi. Haber ajansları bilgi kıtlığı içerisindeydi ve çalışan herkes bilgilendirilmek için wikileaks.org adresine yönlendirildi.Sızıntı, İzlanda’daki kayırmacılığın yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyordu. En sonunda WikiLeaks çalışanları ile bir program yapma kararı alındı. Programda; İzlanda’da nasıl yayıncılık özgürlüğü olacağından ve İsviçre Bankası adını verdikleri fikirlerinden bahsettiler. Bu temel olarak, vergi limanı modelinin, şeffaflık limanına dönüştürülmüş haliydi ve İzlanda dünyanın yayınlama merkezi olabilirdi.

Dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarmışlardı ve ertesi gün herkes bunu konuşmaya başlamıştı. WikiLeaks, İzlanda aktivistleri ve parlementerleriyle bir araya gelerek İzlanda’yı gazetecilik için cennete çevirecek bir teklif üzerinde çalışmaya başladılar. Teklif, İzlanda Meclisi’nde oybirliği ile kabul edildi. Böyle bir teklifin herkesin onayıyla geçmesi meclis için büyük bir başarıydı. Bu WikiLeaks için de bir zaferdi. Artık ifşaları bir silah olarak kullanmıyor, ayrıca ifade özgürlüğü yasalarını direk olarak etkiliyordu.

2010 yılı başlarında, Irak’ta bulunan ABD ordusunda istihbarat analisti olarak hizmet eden Bradley Manning’in , ordudaki ve devlet hizmetlerindeki diğer milyonlarca Amerikalı gibi, gizli bilgi veritabanına giriş izni vardı. Kendisi, suç ve yozlaşmaya dair bulgular keşfetti ve bunu başka bir hacker olan Adrian Lamo’ya anlattı. Manning, askeri ve diplomatik yüz binlerce raporu WikiLeaks’a göndermişti fakat Lamo durumu orduya bildirdi. Manning 52 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kaldı. Olayların bir çoğu hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Bir şey kesindir: aynı süreçte, WikiLeaks Manning’in sızdırmakla suçlandığı aynı içerikte belgeler almıştır.

Bu belgeler, Amerikan saldırı helikopteri mürettabatının, ses kayıtları ile birlikte, Bağdat’ta devriye sırasında gördüğü görüntülerdir. Orantısız güçle, insanları, zırhlı araçlar için tasarlanan 30mm’lik mermilerle vurarak paramparça etmelerinin görüntüleri. Ellerindeki gücü suistimal edip masumlara zarar veren ABD askerlerinin görüntüleri.

Görüntülerden bir tanesi;

Çocuklarını okula götüren bir baba yolda yaralı bir adam görür ve yardım etmek için durur fakat helikopterde ki askerler araçtaki çocukları gördükleri halde ısrarla ateş açmak için emir isterler. Emir gelir ve araçtaki adamı ve çocukları sebepsiz yere vururlar. Bu neden yapılır? İki sebebi olabilir. Birincisi, çünkü insan öldürmek eğlencelidir. Uzun süre öyle bir çevrede bulunup insan öldürmenin etkilerinden kurtulduysanız, bu size oyun gibi gelebilir. Diğeri ise öldürdükleriyle övünmeleridir. Üsse döndüklerinde gidip millete: “Hey, bugün 13 tane öldürdüm.” demek için.

wikileaks-nasil-buyudu-ilgincbirbilgi-2

5 Nisan 2010 tarihinde, WikiLeaksBir Ordunun Katliamıfilmini yayınladı. Etki çok büyük oldu. Rahatsız edici görüntüler Irak’taki ABD ordusunun sivilleri öldürdüğünü gösteriyordu. Savunma Bakanlığı’ndan bir siteye sızdırılmış tartışmalı video, WikiLeaks sitesinde yayınlanmıştı. WikiLeaks, helikopter videosuna tüm kaynaklarını koyarak, haber alanında bazı büyük isimlerin dikkatini çekmeyi başardı. Assange’nin diğer sızdırılmış ABD belgelerini halledebilmesi için tam da böyle bir şeye ihtiyacı vardı.

Assange, New York Times, The Guardian, ve Der Speigel ile iletişim kurmaya devam etti ve dünyaca saygın gazetelerin editörlerini, ipleri elinde tutarak, belgelerini koordineli bir şekilde yayınlamaya ikna etti.

2010 yılı Temmuz sonlarında, Afganistan raporları aynı gün ve zamanda yayınlandı. ABD ordusunun tarihindeki en büyük sızıntılarından birisiydi ve Afganistan savaşındaki birkaç örtbas olayını ortaya çıkarmıştı. Malzemenin yayınlanması, övgüyle olduğu kadar sağlam bir eleştiriyle de karşılaştı. Savunma bakanlığı, WikiLeaks’in Savunma Bakanlığı veritabanı veya kayıtlarından elde ettiği her tür belgeyi geri vermesini talep etti. WikiLeaks ilk kez, cevap vermekte zorlandığı eleştirilerle karşılaştı. Sivil Afganlıların da isimlerinin bulunduğu belge, onları Taliban’ın hedefi haline getiriyordu. Bu belgelerin yayınlanmasının savaş alanındaki sonuçları potansiyel olarak ağır ve tehlikeliydi fakat WikiLeaks’a göre, savaşın seyrine ve hayat kurtarma potansiyeline dair bu tarihi belgenin olağanüstü değeri, masumlara karşı tehlikesinden daha büyüktü.

WikiLeaks aynı hatayı bir kez daha tekrarlamamak için bazı önlemler almaya karar verdi ve yayınlanacak olan Irak savaşından 400,000 adet askeri rapor, özenle düzenlenerek isimler kaldırıldı. Londra tabanlı araştırmacı gazetecilik bürosunda editörlük yapan Iain Overton, askeri belgenin korkunç boyutunu şöyle özetliyor;

Ekibimize en iyileri dahil etmek için çılgın bir telaş içerisindeyiz. Bir hafta sonunda 25 kişilik bir ekip ayarladık ve bizden yaklaşık 5 veya 6 kişi Julian ile görüştük. 1 saat sonra, bir USB bellek içerisindeki 400,000 gizli askeri belge ile ayrıldık. Belge esasında bu savaşın bir ansiklopedisiydi. Gün gün, saat saat, ceset ceset yayınlanmış raporlar. Bu raporların, olay yerinde bulunan insanlar tarafından, yaşanılan şeylerin ardından yazıldığını hissediyorum. Bir nevi, kendi gözlerinden gün gün gördüklerini yazmışlar ve bu yeni bir şey. Böyle bir şeyi daha önce gerçekten hiç yapamadık. Belgelerde, ABD’nin bugüne kadar gizlediği on binlerce sivil kayıp rakamları bulunuyor ve ABD’nin son verdiğini söylediği işkencenin, hâlâ Irak’lı müttefikleri tarafından yapıldığı yazıyor. Öyle hikayeler var ki sizi üzüntüye boğuyor. Bazıları inanılmaz derecede kahramanca. Ölene kadar işkence edilen veya ailesi önünde vurulan çocuklar var. Bunları okuyup da etkilenmemek elde değil. Raporları okurken, genç bir Amerikan askerinin çok bürokratik, rahatlatıcı, arınmış bir şekilde, bir babanın çocuklarını okuldan eve götürürken hızlı araba kullanmasını anlatıyor. Onlar da arabaya ateş açıyorlar. Baba çocuklarının vurulmasından korkarak onlara yere yatmalarını söylüyor. Çocuklarının hepsi öldürülür, üçü de. Fakat haberlerde buna “aşırı güç” deniyor. Bu aşırı güç falan değil. Bu cinayettir. Korkunç bir şey. Bunlar aslında savaşta yaşanan yeni şeyler değil. Savaş cehennemdir. Rezil şeyler olur. Bu kayıtlar da bize, savaşın cehennem olduğunu anlatıyor. Gerçeği saklamıyorlar ve onlar, Amerikan üssündeki klimalı bir konferans odasında oturan halkla ilişkilerci gibi olayları ordu lehine çarpıtmıyorlar. Bu, tüm ayrıntılarıyla yazılmış düşüncesiz, tartışmasız bir ölüm. Bu raporların oluşumu sırasında 109,000 kişi hayatını kaybetti. Elimizden geleni yapıyoruz ve bu o kadar büyük bir şey ki insanlar umarız bu verileri yıllarca çalışacaklardır. Bu anlatmaya ve duyurulmaya değer bir şey. İnsan hayatına duyulan saygının eksikliği belgenin her yerinde tekrarlanıyor.

2. BÖLÜMÜN SONU

 

3 Bölümden oluşan, WikiLeaks ile ilgili makalemizin diğer bölümlerine aşağıdaki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz.

1.BÖLÜM : WikiLeaks nasıl doğdu? WikiLeaks’ın kurucusu kimdir?

2.BÖLÜM : WikiLeaks nasıl büyüdü?

3.BÖLÜM : WikiLeaks’ı durdurma çabaları