İstanbul Boğazı’nın donarak buz tuttuğu yıllar

İstanbul Boğazı, konumu itibariyle her zaman ani hava değişiminin mekanı olmuştur. Bu yüzden tarihte İstanbul Boğazı’nda bir çok çetin kış mevsimine rastlanılmaktadır. Elde edilen bilgilere göre İstanbul Boğazı dört büyük kışa maruz kalmıştır. Bu dört zaman diliminde de İstanbul Boğazı donarak buz tutmuş, Anadolu ve Avrupa Kıtaları tek bir kara halini almıştır.

Tıpkı Halley kuyruklu yıldızı, kocaayak ya da uzaylılar gibi, pek çok şahidi olduğu bilindiği halde sık karşılaşılmadığı için bir rivayet, efsane, masal muğlaklığıyla değişe değişe kulaktan kulağa dolaşan, İstanbul Boğazı’nın donarak buz tutması ile ilgili ilk vaka 401 yılında Bizans İmparatoru Arkadius zamanında gerçekleşmiştir. Bu tarihte denizin yirmi gün boyunca donduğu söylenilmektedir.

İkinci olarak Genç Osman’ın dönemi olan Ocak 1621 tarihinde İstanbul çetrefilli bir kış mevsimi yaşamıştır. Onaltı gün boyunca aralıksız yağan kar, Haliç’in tamamen donmasına sebebiyet vermiştir. Aynı şekilde İstanbul Boğazı, küçük bir nehir halini almıştır. Boğazın suları sadece bu nehir gibi akan dar alanda görülebilmiştir. İnsanlar Üsküdar ile Galata arasını yürüyerek rahatlıkla geçer hale gelmiştir. Tabi ki bu buzlanma Karadeniz ile Marmara Denizi arasındaki iaşe sevkiyatını olumsuz yönde etkilemiştir. Gıda ihtiyacını çoğunlukla dışarıdan karşılayan İstanbul halkı, kıtlıkla yüzleşmiştir. Tarihçi Tuği Musibetname adlı eserinde bu vakayı şöyle anlatır ;

1621 senesinde Boğaziçi dondu. Üsküdar ve Beşiktaş arası kara olup, üzerinde adamlar gezip, Üsküdar’dan İstanbul’a gidip gelirlerdi.

istanbul-bogazinin-donarak-buz-tuttugu-yillar-ilgincbirbilgi-1

Tarihin üçüncü büyük kışını İstanbul 1929 yılında yaşamıştır. Hem karadan, hem havadan, hem denizden saldıran bu felaket (hatta hem de ‘ateşle’ : 21 Ocak 1929 gecesi, kar bütün şiddetiyle yağmaya devam ederken, Tatavla’da yangın sonucu tam 216 ev kül olmuştur) insanları “mahsur ve mahzun” bırakmıştır. Kar ve tipi bütün Avrupa’yla beraber Türkiye’yi de kasıp kavuruyor, yollar kapanıyor, tepelerindeki kar yükünü taşıyamayan ahşap evler çöküyor, her gün birkaç kişi donarak ölüyor, vapurlar çarpışıyor, İstanbul’a aç kurt ve yaban domuzu sürüleri iniyor, banliyö trenleri kara saplanıyor, su boruları patlıyor, Şehremaneti nereye, nasıl yetişeceğini bilemiyormuş.

İstanbul’un bu çetin sınavı bu kadarla da kalmamış ;13 Ocak’ta Trabzon’dan gelen Sakarya vapurunun güvertesindeki koyunların bir kısmı şiddetli dalgalar sonucu denize dökülmüş, 1 Şubat günü, kış beklenenden şiddetli geçtiği için camilere mahya kurulamayacağına karar verilmiş, ekmek yoğurma makineleri elektrikler bir önceki gece kesildiği için çalışmamış ve bu yüzden 3 Şubat günü fırıncılara ekmekleri elleriyle yoğurmaları talimatı verilmiş, 11 Şubat günü defnedilmek üzere Topkapı mezarlığına getirilen cenazeler, yoğun kar yağışı yüzünden ertesi gün gömülmek üzere mezarlıkta bırakılmış.

28 Şubat’ta Rusya ve Bulgaristan sahillerinden kopan büyük buz kütlelerinin İstanbul Boğazı’na doğru yola çıktığı haberi alınmış ve 1 Mart günü Boğaz buzların istilasına uğramış. 8 Mart sabahı 1929 yılının son karı serpiştirmiş ve 12 Mart’ta, Ramazan Bayramı’nın ilk günü, nihayet kış sona ermiş.

Tarihin dördüncü büyük kışı, belki de sadece çocukların hayal gücünde olabilecek nitelikteki İstanbul Boğazı’nın donması olayı ise 1954 yılında yaşanmış. İstanbul Boğazı birkez daha donarak buz tutmuş. Daha önce İstanbul 1954 kışı kadar hiç üşümemiş. Bundan altmışbir yıl önce yaşanan bu kışı büyüklerimiz bilirler. Bu günlere dair anlatılan en önemli şey ise “İstanbul Boğazı’nın donarak buz tutması” olayıdır.

istanbul-bogazinin-donarak-buz-tuttugu-yillar-ilgincbirbilgi-2

23 Şubat tarihinde başlayan şiddetli kar fırtınası hayatı felç etmiş, vapur ve uçak seferleri iptal edildiği için İstanbul’da yaşam adeta durmuş. Tuna Nehri’nden kopup Karadeniz’den boğaza geçiş yapan buz kütleleri, boğazı kapatmış. 25 Şubat tarihinde ise yüksek derecede soğuğun da etkisiyle deniz donmuş, insanlar rahatlıkla Anadolu yakasından yürüyerek Avrupa yakasına geçme imkanı bulmuşlar.

Dünya tarihinde şu ana kadar denizin donması ile ilgili hiçbir kaynağa rastlanılmaz. 1954 Şubatı’nın sonlarında da böyle olur. İstanbul Boğazı, 1954 yılında Tuna ve Karadeniz’e akan diğer nehirlerin donması sonucunda nehirlerdeki su trafiğinin yeniden başlaması için patlatılan bombalarla kırılan buz kütlelerinin doldurması ile bu hale gelir. Nehirdeki buzların denize itilmesi ve Karadeniz’deki akıntı sayesinde yer yer 15-20 metre genişliğinde buz kütleleri bir süre sonra İstanbul Boğazı’na gelir.

1954 yılının Şubat ayı gazeteleri incelendiğinde şehrin dondurucu bir soğukla karşı karşıya olduğunu, odun ve kömür bulunmada zorluk çekildiğini ve bazı fırınlarda ise ekmek yapmak için un bulunmadığı yazar. En şiddetli İstanbul kışının ilk haberini “İstanbul Ekspres” adlı gazete verir. 23 Şubat tarihli gazete, bir önceki gün çekilmiş uçurtma uçuran bir çocuğu gösteren bir fotoğraf yayınlar ve havanın değişkenliğine dikkat çekerek “Hava gene karardı. Şehir şu saatte beyaz bir örtüye bürünmüş bulunuyor” der ve bir önceki günün bahardan kalma bir hava olduğunu vurgular. Aynı gazete 24 Şubat tarihinde bir önceki gün başlayan tipi ve kar yağışının hala devam ettiğini ve tipi yüzünden şehir hatları vapurları seferlerinin yapılamadığını yazar. Şehir içindeki durum ise şöyledir; “Şiddetle yağan karda İstanbul’da hayat felce uğramış, bu arada otobüslere zincir takmak bir hayli uzun sürdüğünden halk vesait sıkıntısı çekmiş ve bazı şoförler bunu fırsat bilerek dolmuş ücretlerini arttırmışlardır”, gazete, İstanbul Boğazı’nı kaplayacak olan buzlardan habersiz olarak yoğun kar yağışı altında yaşanan zorlukları vurgular. İstanbul Boğazı’nı kaplayacak olan buzlardan ilk defa şöyle bahsedilir; “Sertleşen hava Karadeniz’in buzlarla donmasına sebep olmuştur. Bunlardan bir kısmı İğneadası civarına kadar inmişlerdir” verilen bu haberden sonra İstanbul tarihi bir şoka uğrar. 24 Şubat’ın akşam saatlerinde Boğaz’a buz parçaları girmeye başlar. Gece 22:00’de buzlar Tarabya Koyu’nu doldurur. 24:00’te ise buzlar Kanlıca ve Anadolu Hisarı’nı geçerek Kandilli’ye kadar ilerler. Gazetede şöyle bir notta bulunmaktadır ; “Buz parçaları ufak olmakla birlikte söylendiğine göre daha büyük kütleler gelecek, deniz münakalesi (ulaşımı) tamamen duracaktır” der ve gerçekten de ertesi gün dev buz kütleleri İstanbul Boğazı’na girer.

istanbul-bogazinin-donarak-buz-tuttugu-yillar-ilgincbirbilgi-3

“Gece Postası” gazetesi ise 25 Şubat 1954 tarihli sayısında buzların üç motoru parçaladığı, Boğaz’da verilen kurbanların sayısının belli olmadığını yazar. Aynı tarihli “Akşam” gazetesi ise buzlar arasında cesetlerinde görüldüğünü yazar. İğneada’da ise buzlardan sıkışıp kalan bir geminin mürettebatının kendilerini buzların üstüne atıp yürüyerek sahile çıktıklarını yazar. Bazı haberlerde ise komik unsurlar ortaya çıkar ; “Boğaz’daki bu görülmedik olayı seyretme merakına düşen binlerce kişi bu sabah Boğaz sahillerinde görülmedik manzarayı temaşaya koşmuşlar, bilhassa Sarayburnu’na yığılan halk, burada daha vahşi bir güzellik olan buz deryasını içleri titreye titreye seyretmişlerdir”. Çekilen fotoğraflarla da bu kış, tarihe İstanbul Boğazı’nın donarak buz tuttuğu yıl olarak kazınmıştır.

Önceki yazımız Bisikletin icadı ve tarihi hakkında enteresan bilgiler vermektedir.

  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>