İstanbul Boğaziçi’ndeki gizli tüneller

Tarihi binaları ve manzarasıyla bilinen Boğaziçi Üniversitesi kampüsümüzün, şimdiye dek efsane olarak kalmış tünellerine bir yolculuğa çıktık.

Daha öğrencisi olmadan heyecanla araştırdığımız Boğaziçi’ne olan merakımız, bu kampüse adım atmamızla azalıyor; zamanla da okulun tarihine ve kültürüne ilgisizleşmeye başlıyoruz. Çoğumuz Robert Kolej’den gelen bu 150 yıllık gelenek hakkında az şey biliyor, eğitim gördüğümüz bu yerleşkenin geçmişini çok merak etmiyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olan herkesin kulağına bir ara çalınmış fakat kimsenin hakkında net bir bilgi sahibi olmadığı tüneller de bu durumun kanıtı gibiydi. Biz de kampüsteki varlığı yıllardır bir efsane olarak kalmış tünellerin hikâyesini öğrenmek için bilinmezliklerle dolu bu yola çıktık. Tünellere yaptığımız bu gezimizde, bize Mehmet Nafi Artemel ve okulumuzun Mağara Kulübü (BÜMAK) eşlik etti.

Tünellerin Tarihi

Tünellerin yapımına 1800’lü yılların sonlarında o zamanki adıyla Robert Kolej’inin inşası sırasında başlandı. Elimizde kesin bir bilgi olmasa da, İstanbul’da bugünkü Robert Kolej ile birleşen, Hisar Kampüse kadar devam eden ve hatta eski bir Bizans eseri olarak karşı yakaya geçen tünellerin olduğu ve kampüsteki bu tünellerin de daha sonra onlardan esinlenerek oluşturulduğu söyleniyor.

Tünellerin hem doğal afetlere karşı bir barınak sağlamak hem de binaların ısınma, su vb. ihtiyaçlarını tek bir merkezden karşılamak amacıyla inşa edilmiş olduğunu biliyoruz. 1922 tarihli Robert College of Constantinople adlı belgede de, bugün Natuk Birkan Binası olan yerin “Power House” olarak adlandırılan bir kazan dairesi olarak kullanıldığı yazılıdır.

istanbul-bogazicindeki-gizli-tuneller-ilgincbirbilgi-2

Yine bugün Kayıt İşleri Binası(Gates Hall-Eski Mühendislik Binası)’nın önünde yer alan baca, o zamanlar bu kazan dairesine bağlıdır. Tüm kampüsün ısıtılması ve aydınlatılması bu kazan dairesinden başlayan tünel hattı aracılığıyla yapılır. Mehmet Nafi Artemel hocamız, Washburn Hall(İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi)’ün 100.yılına ilişkin yazısında şöyle bir anlatıya yer veriyor: Bina, doğal gaz sistemi için dönüşüm geçirirken teknisyenler her kata ayrı bir havalandırma borusu açmayı öne sürüyor; fakat bu durum İİBF Genel Sekreteri Hatıra Şenkon’un dikkatiyle önleniyor. Hatıra Bey, Güney Kampüs boyunca yer altı tünellerinden giden ve Washburn Hall’ün çatısına ulaşan orijinal bir havalandırma bacası olduğunu belirterek, yanlış bir çalışma yapılmasının önüne geçiyor.

Kampüste iki adet tünel hattı bulunuyor: Birincisi Rektörlük Binası’nı 1.Kız Yurdu’na bağlayan “Dış Galeri”, ikincisi ise Natuk Birkan binasını Öğrenci Faaliyetleri Binası(ÖFB)’na bağlayan “İç Galeri”. İç Galeri sadece altından geçtiği binaların içine açılırken dış galerinin kampüs üzerine bir çıkışı bulunuyor.

Bilinmeyene Heyecanlı Yolculuk

Rektör danışmanı Prof. Dr. Fikret Adaman’ın izniyle, Mehmet Nafi Artemel ve BUMAK ile birlikte tünelleri keşfetmek için ilk olarak Natuk Birkan binasından İç Galeri’ye giriş yaptık. İçinden geçen borular sebebiyle ancak tek sıra halinde yürünebilen bu tünelden binalara açılan tüm kapılar kilitliydi. Tahmin edilebileceği şekilde karanlık olan, sadece binalara açılan kapıları barındıran ve dışarıya açılmayan bu tünel oldukça sıcaktı.

İç Galeri olarak adlandırılan bu kısmın sadece bina içlerine olan çıkışları kapalı olduğundan, geldiğimiz yoldan geri dönüp Rektörlük Binası’nın arkasından başlayan ikinci tünele (Dış Galeri) geçtik. Girdiğimiz ilk an, bu tünelin solunda kalan ve aşağı inen merdiven dikkatimizi çekti. Tünel altında ikinci bir kat daha olduğunu fark ettik ve bu merdivenle oraya indik.  Bu merdivenin devamındaki alt tünelin devamı şu anki Kayıt İşleri Binasına çıkıyor.

Merdivenle tekrar ana tünel hattına çıktıktan sonra “Dış Galeri” boyunca yürümeye devam ettik. Rektörlüğün arkasındaki girişten başlayan ve Temel Bilimler Binası’nın altından devam eden bu hat bizi 1.Kız Yurdu arkasındaki tenis kortlarının önüne çıkardı. Dışa açılan bu tünel, hava akımı sebebiyle oldukça soğuktu.

Bu gezimizin ardından, tünellerin içine girerek gördüklerimizin yanında, tarihine ilişkin bilgileri de hocalarımızdan dinledik.

Mehmet Nafi Artemel: “Tüneller ve Kampüs Okulun Bir Değeri!”

istanbul-bogazicindeki-gizli-tuneller-ilgincbirbilgi-1

Hepsi kesin olarak bilinmese de geleneğe göre İstanbul’da Bizans’tan kalma birçok tünel ağı var, Boğaziçi’ndeki bu tünellerin de bu geleneğin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Bu tünellerin zamanında birer sığınak olarak kullanılmış olma olasılığı yüksek.

Robert Kolej’den Boğaziçi Üniversitesi’ne geçiş sürecinde annem üniversitede hoca olarak bulunuyordu, bu sebeple o dönemdeki öğrenci olaylarının da içinde yaşamış. Annemin anlatılarına göre tünellerin kapanması 1970’lere dayanıyor. Boğaziçi’nde, Robert Kolej’den gelen öğrencilerin ve hocaların birbirleriyle ve kampüsle iç içe olma anlayışı var. O yüzden 1970’lere kadar tünellere öğrencilerin rahatlıkla inebildiği söylenir.

Fakat 1970 ve devamındaki siyasi karışıklık döneminde, hem okul içindeki hem de okul dışından grupların tünellere silah saklama ihtimali ortaya çıkınca tünel girişleri kapatılıyor. Bundan sonra sadece tesisat işleri için kullanılıyor.

Buralarda eski bir Bizans yerleşim merkezi varmış. Buradan Bebek’e de inen tüneller de olabilir. Çökmüş olabilir evet ama neden var olmuş olmasın? Geçmişi küçümsememek lazım. Sur çevresinde de yeraltı ağı çok sağlam. Okulun da altında sarnıçlar var. Bu da biliniyor. Zamanında kampüsün altından geçerek boğaza inen, fakat şu an çökmüş tünellerin olduğu da muhtemel. Özet olarak okul arazisi çok değerli yapılarla dolu; kampüsteki bu tünel yapılanması da aslında okulun mimarisinin ve temelinin ne kadar sağlam olduğunu göstermekte.

Ardından 1960 yılında Robert Kolej’de fizik dersi vermek için İstanbul’a gelen, “A Bridge of Culture: Robert College-Boğaziçi University” kitabının yazarı ve okulumuzun en köklü hocalarından Prof. John Freely ile görüştük:

John Freely: “Tünellerden soruları çalmaya çalıştılar!”

istanbul-bogazicindeki-gizli-tuneller-ilgincbirbilgi-4

Güney Yemekhane’nin olduğu bina eskiden ısıtma sisteminin okula yayıldığı noktaydı ve tüm binalar bu noktadan ısıtılıyordu. Yani tünellerin yapılış amacı ısıtmaydı daha sonradan da elektrik ve telefon hatlarının dağıtımı için kullanıldı. (İstanbul’da elekrik ilk kez Robert Kolej’de kullanılmıştır.) İstanbul’a yeni geldiğim zamanlarda Fizik Bölüm Başkanı Robert McMickle ile birlikte Albert Long Hall’de aynı ofisi paylaşıyorduk. 1960 ya da 70’lerde bir akşam öğrenciler tünelden binaya girerek ofisimde bulunan soruları çalmaya çalıştılar. O zaman bunu fark edip müdahale etmiştik.

İstanbul’un her yanında tüneller var. Aşiyan Yolu’nun orada, Bizanslılar zamanında inşa edilen tünellerin boğazın altından geçtiği bile düşünülüyor.

Son olarak da okulumuz 1970-84 Öğrenci İşleri Dekanı ve halen İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Dilber ile görüştük.

Mustafa Dilber: “Tünelleri Bilseler Kitapları Oraya Saklarlardı.”  

Robert Kolej’in kuruluşuyla ilgili kitaplardan bildiğim kadarıyla, okul kurulduğunda tek bina var: Hamlin Hall. O yüzden bahsettiğimiz tüneller en başta planlı yapılmış olmayabilir çünkü tek binayı bir yere bağlamak mantıksız. Binalar eklendikçe, 1900’lü yıllara denk geliyor, altlarındaki kazan dairelerini birleştirmek için yapıldığını düşünüyorum.

istanbul-bogazicindeki-gizli-tuneller-ilgincbirbilgi-3

Öğrenci dekanlığı yaptığım dönemde ülke siyasi olarak oldukça hareketliydi. Tüneller bu anlamda kullanıldı mı bilmiyorum ama sol görüşlü grupların buraları bildiğini çok zannetmiyorum. Çünkü ben o zaman lojmanda oturuyordum, kitap çuvallarını getirip bizim evin bodrumuna saklarlardı, bilseler oraya saklarlardı diye düşünüyorum. Niye beni kullansınlar, sonuçta onları ihbar da edebilirim. Demek ki onlar da hiç kullanmamıştı, bilmiyorlardı.

Yine okuduklarımdan bildiğim kadarıyla, Osmanlı’daki azınlık ayaklanmaları zamanında Ermenilerin tünelleri silah deposu olarak kullandığı söyleniyor. Hatta birkaç kitapta, Anadolu’daki Amerikan Kolejleri’nde de silah yakalandığı yazar. 1915’te Robert Kolej’deki tünellerde saklanan silahlar yüzünden Ermenilerin yakalandığı ve bunun üzerine başlarında Cemal Paşa’nın olduğu İttihatçılar tarafından tehcir kararının alındığını duymuştum ama kesin bir belge yok elimizde.

Yazan : Ahmet Berkay Karakaş

Önceki yazımız Maymunların Matematik yeteneği hakkında ilginç bilgiler vermektedir.