Televizyondaki şiddetin insanlar üzerindeki etkisi

Ters etki ürünü televizyon

Birçok insan işini gücünü bitirip rahatladıktan sonra soluğu televizyonun karşısında alır ve kendini bir rahatlamaya, ferahlamaya bırakıp dalıp gider. Ne izlediklerinin hiç bir önemi yoktur sadece hayranlıkla ve merakla izlerler. Artık bağımlılık haline getirdiğimiz bu işin ciddi derecede sorunlar içerdiğide belli başlı bir gerçek. Neredeyse izlediğimiz her dizide şiddet içeren bir çok görüntü var ve bunlar genel anlamda bakıldığında topluma oldukça kötü yansıyor. Televizyondaki şiddetin insanlar üzerindeki etkisi ve bu şiddet içeren yayınların toplumumuzda ne gibi zararları var bir de ona bakalım.

Medyadaki şiddet içeren görüntülerle ilgili araştırmalar uzun süredir sürmektedir. Yapılan araştırmalara göre ise medyada yayınlanan özellikle televizyon yayınları içerisinde yer alan bu şiddet olaylarının, toplum genelindeki saldırganlık oranları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir artışı olduğunu ortaya koymaktadır. Yani bir kutu toplumun düzenini değiştirebiliyor. Daha agresif, sinirli, sabırsız bir toplum haline geliyoruz. Örnek verecek olursak mesela Kurtlar Vadisi dizisi okullarda veya sokaklarda çeteleşmeye yol açıyor. Oradaki kahramanları örnek alan gençler yaptıklarının iyi bir şey olduğunu düşünüp, arkadaşlarından haraç toplayıp, darp ettiği araştırmalarca da kanıtlanmıştır. Çocukların izlediği çizgi filmlerde de şiddete çokça rastlıyoruz, mesela Pokemon çizgi filminde de sürekli bir kapışma, dövüşme vardır ve olumsuz etki yaratmaktadır. Birçok örnek verebiliriz bunlar sadece birkaçı. Bunların etkilerinden birini sizlere anlatmak istiyorum. Türkiye’de yaşanan bir olayda “İnfernoadlı korku filmini izleyen bir genç kız filmin etkisinde kalarak intihar etmiştir. Tek bir örnek olayın ciddiyetini anlatıyor. Yetişkin insanlar bazı şeylerin bilincinde olabilirler ya çocuklar, daha büyümesini tamamlamayan her gün, her dakika yeni bir şey öğrenen çocuklara nasıl bir etki yapıyor bu televizyon ?

Televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi

televizyondaki-siddetin-insanlar-uzerindeki-etkisi-ilgincbirbilgi-1

Yapılan araştırmalara göre ; çocukların 3-4 yaşından itibaren, yaklaşık 12-13 yaşına kadar günde ortalama 2 saat kadar çizgi film izledikleri, ayrıca çocukların ve gençlerin, erişkinler için hazırlanan televizyon programlarını da seyrettikleri düşünüldüğünde, yoğun şiddet bombardımanı altında kaldıkları görülür. Bu araştırmalar sonucunda da çocukların saldırgan davranışları taklit ettiği görülmüştür. En azından geleceğimizi biraz daha garantiye, refaha almak için bu konu üzerinde fazlasıyla durulmalı. Çocuklara daha bu yaşta şiddeti, nefreti, kini aşılarsak ilerde göreceğimiz tablolarda onları suçlamak yanlış olabilir. Atalarımız ne demiş ; “Ne ekersen onu biçersin

Medyanın sorumlulukları

Bu konuda da medyanın biraz sorumluluk üstlenmesi gerekir. Toplumu daha iyi analiz ederek nasıl bir değişim nasıl bir fark yaratabileceğimiz konuşup halledilebilir. RTÜK kurallarında biraz daha sınırlarıyıcı olabilirse sorunu kısmen çözebiliriz. Peki medya daha ne yapabilir ona bakacak olursak ;

1- Araştırmaların ortaya koyduğu gerçekler ışığında, medya mensuplarıyla, ailelerin ve uzmanların  yapıcı bir işbirliği içinde olması gerek bireysel gerekse toplumsal açıdan olumlu sonuçlar vermektedir. Bu karar İsviçre ve Avusturya’da uygulanmış ve başarılı olunmuştur.

2- Öncelikle şiddet içeren yayınların etkileri konusunda başta medya mensupları olmak üzere; anne ve babaların, eğitimcilerin, çocukların, ergenlerin ve genç erişkinlerin bilgilendirilmesi gereklidir. Ebeveynlerin, bu konuda bilinçlendirilmesi ile çocuk ve ergenlerin bu tür yayın veya filmleri izlemesi sınırlandırılmalıdır.

televizyondaki-siddetin-insanlar-uzerindeki-etkisi-ilgincbirbilgi-2

3- Şiddet içeren bu olaylar tekrar tekrar gösterilmemelidir. Bu tür görüntüler başta çocuklar olmak üzere, ergenler ve yetişkinler üzerinde de travmatize etkide olup kaygı, korku, ölüm, acı yaratmaktadır. Buna bağlı olarak insanlar ölüme, şiddete, kana, acıya duyarsızlaşabiliyor. Aynı zamanda yine bu görüntüler, çocuklar ve gençler için çarpık ve yanlış davranış modelleri oluşturarak, sağlıksız değer, tutum ve davranışlar benimsemelerine zemin hazırlamaktadır.

Sonuç olarak televizyonlarda daha barışçıl, insani, sevgi ve saygının ön plana çıktığı programlar daha eğitici ve öğretici olabilir. Şiddeti azaltıp sevgiyi, barışı, ön plana çıkarırsak daha düzenli bir toplum olabilir ve çocukları daha güvende büyütebiliriz. Unutmamalıyız ki çocuklarımız “Reyting”lerden daha önemlidir.

Yazan : Umut Karadaş

Önceki yazımız 1 kişilik nüfusa sahip kasaba Monowi hakkında ilginç bilgiler vermektedir.