Yeni insanlık modeli

Gerçeklerle yüzleşebilecek gücün yoksa eğer bu yazıyı henüz yarısında kapatmaya hazır ol. Öncelikle kendimi tek bir cümleyle tanıtayım. İlkokulda öğretmenin ” Büyüyünce ne olacaksın ? ” Sorusuna, gelen cevaplar alışıldıktır. Astronot, öğretmen, itfaiye, polis veyahut bir bahçıvan.. Ben bu soruya ” General olacağım ” Cevabını verebilecek kadar yüksek hedefli bir insandım çocukluğumda bile. Bulunduğum an itibariyle bir general olamasam da, halen daha hedefleri yüksek, inancı yüksek ve hayatı yaşayarak öğrenen bir izleyiciyim.

Herşeyi izleyebilmek için bazı şeylerden kendini soyutlaman gerekir. Çünkü ancak olayların dışına çıktığın zaman olayların iç yüzünü görebilirsin. Fakat tabii ki hepimizin gündem hakkında, gelişen olaylar hakkında, arkadaşlıklar hakkında, sosyalite hakkında bilgimiz vardır. Bundan bir süre önce ” Soma faciası ” yaşadık. İşçi sınıfının otobüste giderken bile yanına oturulmadığından, işçi sınıfının dışlandıgından, küçümsendiğinden bahsettik. Bu olaydan önce ülke olarak ” Gezi Parkı Faciası ” yaşadık. Bölücülüğe karşı geldik ve sınıflar, ezeli takımlar, tüm ülke bir araya geldik. Günümüzde ise herşeyi unutup, önyargılarımızla yaşamaya devam ediyoruz. Yine bir işçi sınıfına karşı ezicilik, yine bir küçümseme.. Gözlerimiz önyargı perdeleri ile o kadar kapandı ki artık..

Daha da derinlere ineceğim. Peki 30 – 50 yaş arası insanlarımızın %70’lik kitlesi. Siz cevap verin. Evinize aldığınız Led televizyonunuzu, gerçekten kendiniz zevk aldığınız için mi gidip bir boy daha büyüğünü aldınız, yoksa arkadaşınız ya da apartman komşunuz sizden daha büyüğünü, daha iyisini aldığı için mi ? Peki neden bir mekana gittiğiniz zaman son model telefonları masanın üstüne rahatlıkla koyabilirken, düşük model bir cep telefonunu masanın üstüne bile koymaya cürret edemiyorsunuz ? Ya da cebinde son model araba anahtarı olan arkadaşlarımız, büyüklerimiz, kardeşlerimiz. Neden mekanda bunları masanın üstüne koyma gereği duyuyorsunuz ? 2 Gramlık anahtar cebinizde ağırlık yaptığından dolayı mı ? Neden bir arkadasımızla beraber alısveris yaparken, yemek yerken, birşeyler içerken, paranız olmadığından dolayı ucuza kactığınızı açıkca söylemiyorsunuz ?

Daha da derine inelim. Bunu ayıplamayalım, madem Avrupa standartlarında insanlarız. Sigaraya başlama yaşı 12, uyuşturucuya ve alkole başlama yaşı 13 e inmişken, en ama en önemlisi bekaretin yaşı 14 e inmişken nasıl bir namustan bahsedebiliyor insanlığımız. Bir gün biriyle beraber olup diğer gün başkasıyla beraber olan gençlerimiz.. Jenerasyonumuz.. Ben çok namusluyum derken neyden bahsediyorlar ?

Yeni insanlık modeli www.ilgincbirbilgi.com

Gerçekler herkesi sinirlendirir, üzer, canını acıtır. Her karaktere farklı yansır. Kimse kusura bakmasın. Ve herkes buna rağmen gayet te kaliteli insan rollerinde hayatını sürdürebiliyor. Artık herkesin bir egosu, herkesin bir havası var. Herkesin bir fikri herkesin herşey hakkında bilgisi var artık. Kimse kimseden üstün değildir ama velhasılkelam herkes birbirine üstünlük taslıyor. Ve vicdan rahatlatabilmek için, yaptıklarının adını karalayabilmek için adına ” AVRUPA STANDARTLARI ” deniliyor. TÜRK olabilmek, MÜSLÜMAN olabilmek yerküre üzerindeki en büyük ayrıcalıkken, Avrupaya özeniyor, gerçeğinizden, örfünüzden, geleneklerinizden uzaklaşıyorsunuz. Evet Avrupanın özenilecek yanları var tabii ki. Önyargılar ve İnsanlık üzerine olabilir mesela. Ya da sanat dünyası.. GençlerimizDinimiz ” adına alaycı şakalarla arkadaki nesile kötü örnek olurken, sırf dikkat çekebilmek için ” BEN ATEİSTİM ” diyen gençlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Adına yeniden ” AVRUPA STANDARTLARI ” deniliyor. Çocuklarını başından atabilmek için tabletini telefonunu ufacık çocuğun eline veren üşengeç ve sağdan soldan alınan kulaktan duyma bilgilerle çocuklarını yetiştiren ailelerin sayısı gün geçtikçe artmakta.

Eskiden bayramlarda, doğum günlerinde insanlar bir araya gelirler bayramlaşırlardı. Her kim olursa olsun. Şimdi herşey bir mesaja bakıyor ve sosyalite ölüyor. Bu yazıyla tabii ki hiç birşey değişmeyecek. Gün geçtikçe daha kötü hallere sürüklenirken ülkemizde, olayların farkında olan insanlar yine söyledikleriyle, izlemleriyle, anlattıklarıyla kalacak.. Demiş ya Konfüçyus.Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.. ” Aynı o misal bizimkisi.  Bu arada benim de büyük hedeflerim var demiştim ya.. Bir gün ulaşırsam şayet, bunların farkında olan bir insan olarak gayet hayırsever bir insan olacağım umarım.

Yazan : Alican Tunç

Önceki yazımız Pi sayısı hakkında ilginç ve enteresan bilgiler vermektedir.